Ana Sayfa Dil Bilgisi Düşünceyi Geliştirme Yolları

Düşünceyi Geliştirme Yolları

16972
1

Düşünceyi Geliştirme Yolları

>

Anlatımda, etkili ve inandırıcı olabilmek için bazı yollardan faydalanılır.  Yazarın herhangi bir konuda tartışmaya gireceğini varsayalım. Bu durumda doğal olarak anlatım biçimlerinden tartışmacı anlatımı seçecektir. “O konu, öyle değil, böyledir.” der. Acaba, “O konu, öyle değil, böyledir.” demekle okuyucuyu inandırabilecek mi? Yazar, amacına ulaşabilmek için etkileyici, inandırıcı dayanaklara başvuracak, örnekler verecek, kanıtlar gösterecektir. İşte, anlatımın amacına ulaşmasını sağlayabilmek için başvurulan yollara düşünceyi geliştirme yolları denir.
Hangi anlatım biçimi seçilmiş olursa olsun bu yollardan biri ya da birkaçına başvurulur.

Düşünceyi geliştirme yolları şunlardır:

A) TANIMLAMA

Tanımlama, bir kavramın ya da varlığın ne olduğunun ortaya konmasıdır. Genel olarak tanım, “… nedir?”, “… kimdir?”, sorularının yanıtıdır.
Tanımlama yoluyla bir kavram diğer kavramlardan ayırt edilmiş olur. Tanımlama, öznel de nesnel de olabilir.

Örnek:
“Eleştiri, bir sanat ya da edebiyat eserini tüm boyutlarıyla inceleyip değerlendirmek amacıyla yazılan yazı demektir. Sa­natçının eserini açıklamak, ona değer biçmektir. Bu bakımdan yazınsal türler içinde ayrı bir özelliği vardır eleştiri dilinin.”   Bu paragrafta yazar, eleştiri dilinin nasıl olması gerektiğini anlatırken önce “eleştirinin tanımını yapmıştır.

B) KARŞILAŞTIRMA

En az iki kişi, kavram, nesne ya da durumun benzerlik, üstünlük, eşitlik ya da  farklılıklarının ortaya konmasıdır. Karşılaştırmalar çoğunlukla üstünlük zarfları olan “”en, daha, çok, pek” gibi sözcükler yardımıyla yapılır. En klasik anlamda karşılaştırma “… böyledir, … ise şöyledir.” kalıbında yapılır.

Örnek:
“Köyde, tabiatın kucağında yetişen bir çocuk, minik kuzuların arasında sevgiyi yaşar. Şehirde beton yığınları arasında yetişen çocuk ise sevgi kavramını somut olmaktan çok soyut olarak yaşar. Şehirli çocuğun kalbindeki sevgi, insan sevgisinin ötesine geçemez. Köylü çocuğun sevgisi ise insan sevgisinin de ötesinde yüce, yüce olduğu kadar da karşılıksız bir sevgidir.”    Köyde doğup büyümüş bir çocukla şehirde yaşayan bir çocuğun sevgi kavramına yönelik anlayışları, farklılıkları yönünden karşılaştırılmıştır.

C) ÖRNEKLEME

Düşünceyi açıklamak ve güçlendirmek amacıyla başvurulan bir çeşit somutlaştırmadır.
Örneklemede amaç, soyut bir düşüncenin hem daha kolay anlaşılmasını sağlamak hem de düşünceye inandırıcılık sağlamaktır. Örnekler sayesinde anlatılmak istenenler zihinde daha kolay canlanır ve anlaşılırlık kazanır.

Örnek:
“Dil bilginleri şair olmadıkları gibi, şairlerin de kuşkusuz bir dil bilgini olmalarına gerek yoktur ama şair, sözcüklerin se­sini içgüdüsüyle duyar. Şiirde ‘söyleyiş’ ya da ‘söyleniş’ denen şey, ‘ses yapısı’yla yakından ilgilidir. Büyük şairlerden çoğu, dilin ses olanaklarını bilinçli olarak kullanmışlardır. Yunus’ta, Fuzuli’de, Baki’de, Nedim’de; Fikret’te, Cenap’ta, Yahya Kemal’de; Dağlarca, Necatigil ve Orhan Veli’de ses ögesine özen gösterildiği dikkati çeker.” Bu paragrafta dilde ses ögesinin öneminden bahsederken yazar, öne sürdüğü düşüncenin inandırıcılığı­nı sağlamak için Türk edebiyatının farklı dönemlerinden şairleri örnek gösteriyor.

D) TANIK GÖSTERME (ALINTI YAPMA)

Yazarın öne sürdüğü düşüncesini desteklemek ya da benimsemediği bir düşünceyi çürütmek için alanında söz sahibi bir kişinin sözünden alıntı yapması, o sözü yazıya almasıdır.
Tanık göstermede amaç, düşüncenin inandırıcı hâle getirilmesidir. Yazar, önce kendi düşüncesini ortaya koyar, sonra tanık göstereceği kişinin sözüne yer verir. Tanık olarak gösterilecek kişinin alanında yetkin ve tanınmış olması gerekir. Aksi hâlde düşüncenin inandırıcılığı kalmaz.
Parçada, tanık göstermeden yararlanılmış diyebilmemiz için mutlaka alıntı yapılması gerekmektedir. Yazar, alıntıyı ya doğrudan ya da dolaylı yolla aktarır. Alıntı yapılmamışsa tanık göstermeden söz edilemez.

Örnek:
“Sanatçı, beğenilme kaygısı taşımamalıdır. Bu, onun yaratıcılığını etkiler ve onu yaratıcılıktan uzaklaştırır. Bu yüzden sanatçı, her şeye rağmen sanata hizmet etmelidir. Hebbel, Sanatçıyı ipekböceğine benzetmişti. ‘Pamuklu çamaşırlar moda olduğunda ipekböceği nasıl koza yapmaktan vazgeçmezse sanatçı da rağbete kulak asmayıp kendi köşesinde bildiği gibi kozasını yapmalıdır.’ der.”   Paragrafta yazar, sanatçının beğenilme kaygısıyla yaratıcılığından ödün vermemesi, ne olursa olsun sanatçı kimliğinden uzaklaşmaması gerektiğini söylemektedir. Bu görüşünü Hebbel’in sözüyle destekleyerek, inandırıcılığı sağlamaya çalışmış.

E) SAYISAL (NESNEL) VERİLERDEN YARARLANMA

Yazarın öne sürdüğü düşünceyi desteklemesi için çeşitli istatistiksel sonuçlardan, sayısal verilerden yararlanmasıdır.

Örnek:
“Köy Enstitülerinin kurulmasıyla birlikte toplumun her ka­tından insanın yetişmesi, sanata ve edebiyata yönelmesi olanakları doğmuştur. Örneğin, Tanzimat Dönemi’nde ya­zar ve ozanlarımızın %79,51 İstanbul’da, %7,11 Anadolu’da doğmuştur. Servet-i Fünun Dönemi’nde ise İstanbul doğum­luların oranı %73, Anadolu doğumluların oranı ise %11,7’dir. Cumhuriyetten yani 1923’ten sonra ise bu oranlarda büyük bir değişim ortaya çıkmış, İstanbul doğumluların oranı %29, Anadolu doğumluların oranı ise %67 olmuştur.”

F) SAYIP DÖKMELERDEN YARARLANMA

Yazarın, bir işin çeşitli hallerini, bir şeyin tüm parçalarını zihinde çarpıcı bir şekilde yer etmesi için art arda sıralayıp söylemesidir.

Örnek:
“Dağları aştığınızda, tertemiz havası, yemyeşil bitki örtüsü, altın renkli doğal kum plajları, pırıl pırıl denizi, tez canlı, mert insanları ile Karadeniz karşılıyor sizi.”

G) BENZETME

Bir varlığı ya da kavramı başka varlık ya da kavramla ilişkilendirerek ona ait özelliklerle anlatmadır.

Örnek:

“Şehrin sırtını yasladığı bu görkemli dağın yamacındaki kayalıklar, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte görenleri büyülüyordu. Yamaçtaki bu kayalıklar, avının üstüne çullanmak için fırsat kollayan bir panter gibi evlere bakıyordu. Dolunaylı gecelerde ise kayalıkların hayaleti andıran gölgeleri şehrin üzerinde kol gezerdi.”  Bu paragraftaki “… fırsat kollayan bir panter gibi…” ve “…hayaleti andıran…” ifadeleri benzetmenin varlığına işarettir.

 

Anlatım türleri hakkında detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

 

www.edebiyatvedil.net

 

1 Yorum

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here