Ana Sayfa Edebiyat Göstermeye Bağlı Edebi Metinler

Göstermeye Bağlı Edebi Metinler

13760
0

Göstermeye Bağlı Edebi Metinler

>

Göstermeye bağlı edebi metinler tiyatrolardır. Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olayların, insan hayatının çok çeşitli taraflarının sahnede canlandırılması amacıyla oluşturulan yazılara tiyatro denir. Tiyatro aynı zamanda eserleri canlandırma sanatı ve oyunun oynandığı yer anlamlarına da gelmektedir.

Tiyatro görme ve işitme unsurları üzerine kurulmuş bir sanattır. Sözler ve davranışlar birbirini tamamlar. Tiyatro eserinin temel özelliği okunmak için değil, sahnelenmek için yazılmasıdır. Tiyatronun izleyicilerin gözleri önünde canlı olarak icra edilmesi, onların çeşitli duyularına hitap etmesi onu diğer yazınsal türlerden farklı kılar.

TİYATRONUN DOĞUŞU

  • Tiyatronun doğuşu dini nedenlere dayanır.
  • En eski tapınma şekillerinin zamanla değişip gelişerek insan hayatına benzetilmesiyle ortaya çıkmıştır.
  • Özellikle antik Yunanistan’da dinsel törenlerde, bereket ve şarap tanrısı Dionysos adına düzenlenen şenliklerde oynanan oyunlardan doğmuştur.                             www.edebiyatvedil.net

TİYATRONUN ÖGELERİ

Tiyatronun ögeleri; olay ya da durum, kişiler, yer, zaman, oyuncular, izleyicilerdir.

a) Olay ya da durum:

  • Olay çevresinde gelişen edebi metinlerin tümünde olduğu gibi tiyatroda da olay bir çatışmadan doğar. Bu çatışmada farklı güçler karşı karşıya gelir. Oyun da böylece farklı boyutlar kazanır.
  • Tiyatroda olay örgüsüne dramatik örgü denir.
  • Olay planı üç bölümdür. Bu bölümler genellikle iki perdede izleyiciye sunulur.

Serim: Oyunda olaya giriş bölümüdür. Oyunun en önemli bölümüdür. İzleyiciler bu bölümde olayın geçtiği yer ve zamanla olayı yaşayan kişiler hakkında bilgi sahibi olurlar. Kişinin kendisiyle ve çevresiyle yaşadığı çatışma ortaya konur. İzleyici düğüm noktasına hazır duruma getirilir.
Düğüm: Oyunda çatışmaların yoğunlaştığı, karmaşık olayların üst üste geldiği, çıkmazların sergilendiği bölümdür. İzleyicinin merakı bu bölümde en üst seviyeye ulaşır.
Çözüm: Oyunun son bölümüdür. Son bir olay ile oyun bitirilir. Bu bölümde izleyicilerin kafasındaki bütün sorular cevabını bulur. İzleyici üzerindeki son etki çok önemli olduğundan çözüm bölümü ya bir sürprizle ya bir konuşmayla ya da etkileyici bir cümle ile bitirilir.

b) Mekân (Yer):

Oyunda olayın geçtiği yer, sahnede dekorla canlandırılır. Dekor, mekânı sahnede canlandıran eşya ve aksesuarların bütünüdür.

c) Kişiler:

  • Oyunda olayların ortaya çıkışında temel etken olan varlıklara oyunun kişileri denir.
  • Tiyatro eserinde kişilerin sayısı eserin konusuna göre değişir. Olay, bir kişinin ya da kişilerin başından geçer.
  • Kişiler olayla ilgilerine göre; birinci derecede ve ikinci derecede önemli kişiler diye ikiye ayrılır.
  • Tiyatro eserinde kimi zaman bir de anlatıcı kişi bulunur. Bu kişi anlatıcı rolüyle ara sıra sahneye çıkarak olayların gelişmesi üzerinde bilgiler verir.

d) Zaman:

  • Oyunda olayların başlaması ile bitmesi arasındaki sürece zaman denir.
  • Tiyatro eserinde zamanın veriliş biçimi yazarın isteğine bağlıdır.
  • Yazar; kronolojik zaman, düğümden başlatılan zaman, sonuçtan başlatılan zaman, düzensiz zaman anlatımlarından birini seçer.

e) Oyuncular:

  • Tiyatroda olaylar sahnede canlandırılacak özellikte yazılır. Bu olayların sahnede canlandırılmasına rol yapma denir.
  • Rol yapan erkek ise aktör, kadın ise aktris denir. Günümüzde her ikisi için de oyuncu terimi daha çok kullanılmaktadır.
  • Oyuncular canlandırdıkları kişiliğe bürünmek için makyaj yaparlar ve rollerine uygun kostüm giyerler.

f) İzleyiciler:

  • Tiyatroda temel unsurlardan biri de izleyicidir. Bunun nedeni yazılan eserin sahnelenmek üzere yazılmış olmasıdır.
  • İzleyicisi olmayacak tiyatroyu yazmaya da oynamaya da gerek yoktur.
  • Tiyatronun başarısı izleyicisiyle ölçülür. İzleyicinin beğenisi ve bu beğeninin ifadesi olan alkışlar oyuncuların en önemli motivasyon kaynağıdır.

Tiyatro türünün başlıca biçimleri şunlardır:

a) Benzetmeci Tiyatro:

Benzetmeci tiyatro, seyircide sahnede gösterilenlerin gerçek yaşamdan farklı olmadığı hissini uyandırmaya dayanan tiyatro türüdür. Bu tür tiyatroda amaç, seyircileri sahnede gördüklerinin bir oyun olmadığı, gerçek yaşamdan bir kesit olduğu düşüncesine götürmektir. Oyuncular, sahnede oyunu canlandırırken hiç seyirci yokmuş gibi davranırlar. Oyunun bitiminde de ortada gözükmeyerek seyircide uyandırdıkları etkinin sürmesini amaçlarlar.

b) Göstermeci Tiyatro:

Göstermeci tiyatro biçimi, benzetmeci tiyatroya karşıt bir anlayışla oluşturulmuştur. Göstermeci tiyatroda sahnede gösterilenlerin bir oyundan ibaret olduğu vurgulanır. Oyuncular ile seyirci arasında yakın bir diyalog vardır. Oyuncular kimi zaman seyircilere hitap ederler ve sahnede gösterilenlerin bir oyundan ibaret olduğunu hatırlatırlar. Geleneksel Türk tiyatrosundaki ortaoyunu, göstermeci tiyatronun tipik bir örneğidir.

c) Epik Tiyatro:

Epik tiyatro dendiğinde “epik” sözcüğünün “destansı” anlamı düşünülmemelidir. Kahramanlık konularını işleyen tiyatro türü değildir. Epik tiyatro, göstermeci tiyatronun geliştirilmiş biçimidir. Öncülüğü ünlü Alman oyun yazarı Bertold Brecht tarafından yapılan epik tiyatroda amaç, seyirciyi sahneye iyice yabancılaştırmak ve oyunla ilgili karar vermeye zorlamaktır.

Brecht’in “halkçı tiyatro” adını verdiği epik tiyatro, sahneyi bir ideolojinin propaganda aracı olarak kullanır; seyircilerin kalbine değil, kafasına seslenir. Türk edebiyatında, Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” adlı oyunu ilk epik tiyatro denemesidir.

d) Absürt (Saçma, Anlamsız) Tiyatro:

– İkinci Dünya Savaşı’nın olumsuz sonuçlarının insanlar üzerindeki bir yansıması olarak, 1950’li yıllarda özellikle de Fransa’da yaygınlık kazanmış tiyatro türüdür.

– Bu tür oyunlar, insanın doğaya ve hayata karşı giderek artan uyumsuzluğunu anlatır. Hayatın boşluğu, insani amaçların anlamsızlığı ve umutsuzluk temaları üzerine şekillenir.

 

GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU

  • Geleneksel tiyatronun temeli, İslamiyet öncesinde sığır, şölen, yuğ adı verilen törenlerde şamanların yönetimindeki gösterilere dayanır.
  • Tanzimat’tan önce Türk toplumunda göstermeye bağlı türler olarak geleneksel tiyatro akla gelirdi.
  • Geleneksel tiyatronun modern tiyatrodan en temel farkı metne dayanmaması yani doğaçlama oynanmasıdır.
  • Geleneksel tiyatronun başlıca türleri; meddah, orta oyunu, Karagöz (Gölge oyunu) ve köy seyirlik oyunlarıdır.

a) Meddah:

  • Arapça methedici anlamına gelen meddah, taklitler yapıp hoş hikâyeler anlatarak halkı eğlendiren halk sanatçısıdır.
  • Meddahlık için tek kişili tiyatro denebilir. Meddahlar, günümüzün şovmenlerine ve stand-up sanatçılarına benzer.
  • Meddah, herkesin görebileceği bir yere oturarak bir öyküyü baştan sona, canlandırdığı kişileri ağız veya şive özelliklerine göre konuşturarak anlatır.
  • Tamamen doğaçlamaya dayanır.
  • Meddahın kullandığı üç temel araç vardır: Bir sopa veya baston, boynuna attığı büyükçe bir mendil ve oturduğu sandalye. Mendili değişik tipteki kişilerin kıyafetini göstermek ve ağzını kapatarak seslerini taklit etmek, değişik başlıklar yapmak için kullanır. Sopadan da oyunu başlatmak, seyirciyi susturmak, değişik sesler çıkarmak ve saz, süpürge, tüfek, at gibi varlıkları canlandırmak için yararlanır.
  • Meddah bir beyitle konuya girer. Gösterisinin bitişinde özür diler. Oyundan çıkarılacak dersi (kıssayı) bildirir.

 

b) Karagöz (Gölge Oyunu)

  • Karagöz, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan iki boyutlu bir gölge oyunudur.
  • Karagöz oyunu, deriden kesilen ve tasvir adı verilen bazı şekillerin (insan, hayvan, bitki, eşya…) arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde üzerine yansıtılması temeline dayanır.
  • Geleneksel Türk tiyatrosunun en önde gelen türlerinden biridir.
  • İslam uygarlığı etkisindeki Osmanlı toplumunun dilini, inançlarını, gelenek ve göreneklerini, siyasi ve sosyal olaylara bakışını yansıtan çok zengin bir kaynaktır.
  • Doğaçlamaya dayalıdır. Belli sayıdaki oyunların sözlerini her sanatçı oyun sırasında kendisi ayarlar. (Karagöz oyununun klasik oyun dağarcığı yirmi sekiz adettir. Bu sayı Kadir Gecesi haricinde oyun gösterimi yapılan gün sayısına eşittir.)
  • Karagöz oyunlarının bazıları şunlardır: Karagöz’ün Şairliği, Karagöz’ün Aşçılığı, Eskici, Telgrafçı, Çivi Baskını, Kanlı Kavak, Yalova Sefası, Sahte Gelin, Hançerli Hanım…
  • Karagöz oyunu, özellikle 17. yüzyıldan sonra oldukça yaygınlaşmıştır. 19. yüzyılda Karagöz, kısaca, hayal oyunu diye anılmıştır.
  • Karagöz oynatan sanatçılara hayâlî, hayalbâz ya da Karagözcü denmiştir.
  • Oyunun konularından bir kısmı Divan edebiyatı hikâyelerinden alınmıştır.
  • Karagöz oyununun ortaya çıkışı konusundaki rivayetlerin en yaygını şudur: Karagöz ile Hacivat, Orhan Gazi zamanında Bursa’da bir cami yapımında çalışan işçilerdir. İkisi arasındaki nükteli konuşmalar, diğer inşaat işçilerini oyaladığı için Sultan Orhan tarafından idam edilmişlerdir. Daha sonra Şeyh Küşterî, Hacivat ve Karagöz’ün deriden yapılmış tasvirlerini oynatmış ve onların şakalarını tekrarlamıştır. Bu nedenle Karagöz perdesine Küşterî Meydanı da denir.

Karagöz oyununun bölümleri:

Karagöz oyunu orta oyunu gibi mukaddime (giriş), muhavere (söyleşme), fasıl (oyun) ve bitiş olmak üzere dört bölümden meydana gelir:

Mukaddime (Giriş): Oyunun başlangıç bölümüdür. Perde aydınlatıldıktan sonra Hacivat müzik eşliğinde bir semai okur. Semai bitince “Of, hay Hak!” diyerek, perde gazelini okur. Sonra Karagöz’ü perdeye davet eder. Karagöz, Hacivat’ın çıkardığı gürültüye kızar, perdeye gelir, kavga ederler.

Muhavere (Söyleşme): Karagöz ile Hacivat arasında geçer. Hacivat’ın “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba.” sözü ile başlar. Muhaverede yalnız, Hacivat ve Karagöz bir oyun oynar. Bu oyun, önce olmayacak bir olayın gerçekleşmiş gibi anlatılmasıyla başlar, sonra bunun düş olduğu anlaşılır.

Fasıl (Oyun): Oyunun perdeye aksettirilen asıl bölümüdür. Bu bölümde çeşitli tipler oyuna katılır. Bunlar genellikle kendi ağız veya şive özellikleriyle Karagöz’le konuşturulur. Konuşmalara bazen Hacivat da karışır. Konuşmalarda komiklik ağır basar. Olaylar bir yerde düğümlenir. Sonunda başka bir tipin (efe, külhanbeyi, sarhoş vb.) perdeye gelmesiyle düğüm çözülür.

Bitiş: Bu bölümde tekrar Hacivat’la Karagöz’ün konuşmaları olur. Konuşma kavgaya dönüşür. Hacivat: “Yıktın perdeyi eyledin virân. Varayım sahibine haber vereyim hemân” diyerek perdeyi terk eder. Karagöz de: Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola.’ diyerek oyunu bitirir.

Karagöz oyununun kişileri:

Karagöz oyununun başkişileri Karagöz ile Hacivat’tır. Karagöz okumamış halkı; Hacivat ise aydın ya da yarı aydın kesimi temsil eder. Oyunda konuya göre türlü meslek, yöre ve milletlerden kişiler, kendi şiveleriyle taklit edilir. Karagöz oyununun diğer önemli kişileri şunlardır:

Çelebi: Genç, züppe, mirasyedi bir kimse.
Tuzsuz Deli Bekir: Sarhoş, zorba, kabadayı .
Altı Kulaç Beberuhi: Kıt zekaya sahip bir cüce.               www.edebiyatvedil.net
Matiz: Sarhoş.
Zenne: Kadın.
Kürt: Hamal veya bekçi.
Acem: Zengin tüccar.
Arnavut: Bahçıvan, bekçi veya bozacı.
Efe: Kabadayı.
Ak Arap: Dilenci, kahve dövücüsü.
Zenci Arap: Lala, köle.
Yahudi: Bezirgan.
Kastamonulu: Oduncu, bekçi.
Ermeni: Kuyumcu.
Bolulu: Aşçı.
Frenk ve Rum: Doktor, terzi, tüccar, meyhaneci.
Kayserili: Pastırmacı.
Lâz: Kayıkçı, kalaycı.
Rumelili: Pehlivan, arabacı.
Tiryaki: Lâf ebesi.

 c) Orta Oyunu:

  • Ortaoyunu, etrafı seyircilerle çevrilen ve sahne olarak kabul edilen bir alanda oynanan, güldürü esasına dayanan geleneksel tiyatro biçimidir.
  • Yanlış anlamalar, şive taklitleri, söz oyunları, hazır cevaplık başlıca güldürü ögeleridir.
  • Oyunun en önemli kişileri Kavuklu ve Pişekâr’dır.
  • Orta oyunu birçok yönden Karagöz’e benzer. Karagöz oyunun gerçek kişiler tarafından canlandırılmış halidir denebilir. Pişekâr, Hacivat‘ın; Kavuklu, Karagöz’ün benzeridir
  • Karagöz’de olduğu gibi tuluata (doğaçlamaya ) dayalıdır. Yazılı bir metne bağlı kalınmaz.
  • Orta oyunu; han, kahvehane gibi kapalı mekânlarda da oynanmakla birlikte genellikle açık yerlerde ortada oynanan bir oyundur.
  • Oyunun oynandığı alana palanga denir.
  • Oyunun dekoru, yenidünya adı verilen bezsiz bir paravandan ve dükkân adı verilen iki katlı bir kafesten oluşur. Yenidünya ev olarak, dükkân da iş yeri olarak kullanılırdı.
  • Oyunda müzik de önemli yer tutar.
  • Kavuklu Hamdi ve Pişekâr Küçük İsmail Efendi orta oyununun en büyük ustaları olarak kabul edilir.

Orta Oyununun Bölümleri:

Mukaddime (Giriş):

Zurnacı, Pişekâr havası çalar. Pişekâr çıkar ve zurnacıyla konuşur. Bu konuşmada oyunun adı belirtilir. Daha sonra zurnacı Kavuklu havası çalar. Kavuklu oyun alanına girer.

Muhavere (Söyleşme):

Bu bölüm Kavuklu ve Pişekâr’ın tanıdık çıkmalarıyla başlar. Karşılıklı konuşmalarla devam eden bu bölümde Kavuklu ve Pişekâr’ın birbirini yanlış anlamalarıyla gülmece unsuru oluşturulur. Buna arzbâr denir. Sonra tekerleme başlar. Tekerlemede Kavuklu başından geçen olağanüstü bir olayı Pişekâr’a anlatır. Daha sonra bunun bşr düş olduğu anlaşılır.

Fasıl (Oyun):

Oyunun asıl bölümüdür. Ana olayın geçtiği bölüm fasıl bölümüdür. Orta oyununda fasıl bölümünde olaylar genellikle iki olay dizisinde gelişir. Dükkân dekorunda gelişen olaylarda genellikle Kavuklu iş arar. Pişekâr ona bir iş bulur ve olaylar gelişir. İkinci olay dizisi ise yenidünya denen ev dekorunda gelişir. Zenne takımının Pişekâr aracılığıyla ev araması ve bir ev bulup yerleşmesiyle olaylar gelişir.

Bitiş:

Oyunun son bölümüdür. Pişekâr seyircilerden özür diler. Gelecek oyunun adını ve yerini bildirerek oyunu kapatır.

 

d) Köy Seyirlik Oyunları:

  • Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan köy seyirlik oyunları çağlar boyu süren halk tiyatrosu geleneğinin günümüze kadar gelen mirasıdır.
  • Bugün Anadolu’nun birçok köyünde hala varlığını sürdürmektedir.
  • Oyunların özel bir yeri yoktur. Sahnesiz ve ortada oynanır.
  • Basit giysi ve araçlarla rol kişileri canlandırılır.
  • Törensel yanın ön plana çıkarıldığı bu oyunlarda genellikle üretim, bereket, doğum, ölüm gibi konular işlenir.
  • Oyunlar köylüler tarafından topluca yaratılır ve seyirciler de oyunlara katılır.
  • Seyirlik oyunlarda kullanılan en yaygın ögelerden biri ak – kara motifidir. Ak, hasattan sonraki bolluğu; kara ise kıtlığı sembolize eder.
  • Köy seyirlik oyunlarında taklit unsuru çok önemlidir. Çatışma ve kişileştirme taklitle sağlanır.
  • Köy seyirlik oyunları göstermeci tiyatro özelliği taşır.
  • Köy seyirlik oyunlarında dans, müzik, şiir ve soytarılığın birbirinin içine girdiği görülür.
  • Değişik yörelerde değişik biçimlerde ve işlevlerde oynanan seyirlik oyunları yedi grupta toplamak mümkündür:

Kut tören ve söylence kaynaklı oyunlar – gerçekçi oyunlar,
Ölüp dirilme ve kız kaçırma oyunları,
Yılbaşı ve yılsonu oyunları,
Tarımsal oyunlar – çoban oyunları,
Hayvan taklidine dayalı oyunlar,
Dilsiz oyunları – kukla, şaka oyunları,
Tek ve çift izlekli (temalı) oyunlar – dizi oyunları

MODERN TİYATRO

  • Türk edebiyatında ilk modern tiyatro eseri örneği Tanzimat Döneminde Batı etkisiyle verilmiştir. Yazılan ilk tiyatro eseri, Şinasi’nin “Şair Evlenmesi” adlı oyunudur.
  • Namık Kemal’in “Vatan yahut Silistre” adlı oyunu ise sahnelene ilk tiyatro eseridir.                     www.edebiyatvedil.net 

Modern tiyatro eserleri konularına göre üçe ayrılır:

 Trajedi:

  • Seyircide korku ve acıma hisleri uyandırarak onu kötü duygulardan arındırmayı, iyi davranışlara yönlendirmeyi yani ona ders vermeyi amaçlayan tiyatro türüdür.
  • Konularını tarih ve mitolojiden alır.
  • Trajedinin kahramanları konuya bağlı olarak krallar, kraliçeler, saray eşrafı gibi soylu kimseler veya mitolojideki tanrılar, tanrıçalar ve yarı tanrılardır. Sıradan insanlara yer verilmez.
  • Trajedilerde kaba sayılan sözlere, küfürlü ifadelere, argolara yer verilmez. Üslubu sanatlıdır, kusursuz ve seçkin bir dil kullanılır, ağır bir anlatımı vardır.
  • Kavga, vurma, yaralama, öldürme, intihar gibi seyircinin kötü olarak göreceği, kaba bulacağı çirkin olaylar, seyircinin gözü önünde canlandırılmaz. Oyunun içinde bu tür bölümler varsa bu bölümler sahne arkasından gelen konuşmalarla canlandırılır.
  • Manzum olarak (şiir biçiminde) yazılır.
  • Beş perdeden oluşur. Eser ara vermeden oynanır.
  • Üç birlik kuralına uyulur. Trajedide olayın bir günlük zaman dilimi içinde geçmesi ilkesi nedeniyle oyun yazarları sahnede canlandırılacak bölümü genellikle olayın sonundan seçerler. Olayın başlangıç bölümü ise sahnede bulunan koro tarafından şiir biçiminde söylenir.
  • Ünlü trajedi yazarları; Eski Yunan’da Aiskhylos, Eurupides, Sophokles; Fransız edebiyatında Corneille ve Racine’dir.

Komedi

  • İnsanları güldürerek, eğlendirerek düşündürmeyi ve eğitmeyi amaçlayan tiyatro türüdür.
  • Konusunu günlük hayattan, sosyal olaylardan, sıradan insanların birbirleriyle olan ilişkilerinden alır.
  • Kahramanları konuya bağlı olarak sıradan insanlar toplumun alt tabakasında bulunan eğitimsiz veya sonradan görme olarak nitelenebilecek kişilerdir. Komedide soylu kişilere, mitolojik kahramanlara fazla yer verilmez.
  • Üslubu özenli değildir, üslupta kusursuzluk aranmaz. Halk arasında kullanılan, herkesin anlayabileceği bir dil kullanılır. Bu nedenle komedilerde kaba sayılan sözlere, şakalara, argolara hatta küfürlü ifadelere rastlanabilir.
  • Klasik komedi manzum olarak (şiir şeklinde) yazılır. Ancak 17. yüzyıldan itibaren bazı komediler nesirle (düzyazı şeklinde) yazılmaya başlanmıştır.
  • Vurma, yaralama, kan dökme, öldürme, intihar gibi çirkin olaylar sahnede seyircinin gözü önünde canlandırılır.
  • Trajedi gibi beş perdede oynanır. Eser ara vermeden oynanır, perde arası yoktur.
  • Üç birlik kuralına (yer, zaman ve olay birliği) uyulur. Ancak komedilerde daha sonları üç birlik kuralından vazgeçilmiştir.
  • Komedi türününen önemli yazarları, Yunan Aristophanes ve Fransız Moliere’dir.
  • Komediler, güldürü unsurlarının yapısına ve özelliklerine göre çeşitli adlar alır:

Entrika komedisi: Belli bir entrika üzerine kurulmuş bulunan komedilerdir. Dış aksiyona dayanır, herhangi bir psikolojik ve moral değeri olmayan hafif, neşeli eserlerdir. Shakerpeare’in Yanlışlıklar Komedyası, Moliere’in Scarpin’in Dolapları örnek olarak verilebilir.
Karakter Komedisi: Çeşitli devirlerin ve ülkelerin insanlarındaki ortak karakter özelliklerinin aksayan yanlarını, çirkinliklerini gülünç tablolar halinde sergiler. Karakter komedisinin en güzel örneklerini Moliere vermiştir. Moliere’in Cimri ve Shakespeare’in Venedik Taciri en ünlü karakter komedilerindendir.
Töre komedisi: Herhangi bir çağın veya yörenin, herhangi bir topluluğun gülünecek duruma gelmiş olan örf ve adetlerini konu edinir. İşlerliğini kaybetmiş bulunan batıl inançlar ve duyuşlar, bu komedi türünün temel malzemesidir. Şinasi’nin “Şair Evlenmesi” ve Moliere’in Gülünç Kibarlar’ı töre komedisinin güzel örneklerindendir.
Hissi komedi: Seyirciyi bir yandan duygulandırırken diğer yandan güldürmeyi gaye edinen komedi türüdür. Duygu birinci planda, güldürücü motifler ikinci plandadır. Günümüzde en yaygın komedidir.
Fars: Basit güldürü unsurlarından yararlanan ve az sayıda kişiyle temsil edilen komedilerdir. Yer yer şarkılarla süslenir. Fars türü komedilere daha çok orta çağda rastlanır.

Dram:

  • Yunanca köken anlamı “hareket” olan ve “rol yapmak, temsil etmek” gibi anlamlara da gelen dram, hayatı olduğu gibi, bütün acıklı ve gülünç yönleriyle yansıtan tiyatro türüdür.
  • Romantizmin en büyük temsilcisi olan Victor Hugo “Cromwell” adlı oyununun ön sözünde dramın özelliklerini şu sözlerle açıklar: “Dramın özelliği gerçektir. Gerçek, yaratılışta, yaşamda olduğu gibi dramda da karşılaşan iki tipin, yüce ile gülüncün birleşmesinden doğar. Doğada olan her şey sanatta da vardır.”
  • Toplumun örf, âdet ve ahlaki değerlerine seslenir. İnsana toplum hayatındaki görevini hatırlatır.
  • Konularını günlük yaşamdan ve tarihten alır.
  • Kişiler her sınıftan olabilir
  • Dil, oyunun kişilerinin ait olduğu sosyal sınıfa göre şekillenmiştir.
  • Hem nazım hem de nesirle yazılmıştır.
  • Üç birlik kurala uyma zorunluluğu yoktur.
  • Her türlü kaba,bayağı,öldürme,yaralama gibi olaylara sahnede seyirci önünde yer verilmiştir.
  • ngiliz yazar Shakespeare dramın ilk örneklerini vermiştir. Fransız edebiyatından Victor Hugo, Alman edebiyatından Goethe ve Schiller diğer ünlü dram yazarlarıdır.

Geleneksel Türk Tiyatrosu ile Modern Türk Tiyatrosu Arasındaki Farklar

  • Geleneksel Türk tiyatrosunda yazılı bir metin yoktur. İrticali yani doğaçlama oynanır. Modern Türk tiyatrosu ise metne dayalıdır.
  • Geleneksel Türk tiyatrosunda sahne unsuru yoktur. Dekor yoktur ya da yok denecek kadar azdır. Modern Türk tiyatrosunda ise sahne ve dekor vardır.
  • Geleneksel Türk tiyatrosu aynı tipler etrafında gelişir. Modern Türk tiyatrosunda ise değişik karakterler ve tipler vardır.
  • Geleneksel Türk tiyatrosunda komedi unsuru özellikle şive taklidi ve yanlış anlamalara dayalıdır. Modern Türk tiyatrosunda ise komedi unsuru çeşitlidir ve konuya göre dil kullanılır.
  • Geleneksel Türk tiyatrosu halkın bünyesinde gelişmiştir. Modern Türk tiyatrosu ise aydın çevrede ortaya çıkmış ve gelişmiştir.

Tiyatro terimleri için tıklayınız.

www.edebiyatvedil.net

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here