Ana Sayfa Genel KLASİSİZM (KURALCILIK) (17. yy.)

KLASİSİZM (KURALCILIK) (17. yy.)

0
19

Klasisizmi oluşturan etkenler:

  • Monarşinin güç kazanması: Klasisizmin siyasal temeli, krallık rejimidir. Kral ve çevresindeki görkemli yaşam, törelere ve kurallara bağlanmıştır. Bu gelişmeler, sanat ve edebiyata da yansımış, kral ve çevresinin ideal yaşantısı, sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Bu çağın insanı, soylu ve seçkindir. Demokratik hak ve özgürlüklerin gelişmediği bu dönemde toplumsal eleştiri söz konusu olmamıştır.
  • Descartes’ın akılcılık felsefesi: Descartes’ın akılcılık felsefesi, klasisizmin temelini oluşturmuştur. “Düşünüyorum öyleyse varım.” diyen Descartes’a göre, gerçek ve doğru ancak akıl yoluyla bulunabilir. Duygular (aşk, kin, sevinç, keder…) yanıltıcıdır; bunlar aklın denetiminde olmalıdır.

Özellikleri:

  • Hümanizmin devamı niteliğinde sayılabilecek bu akım, 17. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmış, sonra tüm Avrupa’ya yayılmıştır.
  • Eski Yunan ve Latin edebiyatları örnek alınmış, klasik değerlerin yaşatılması amaçlanmıştır.
  • Akıl ve sağduyuya önem verilmiş, duygu ve hayal ikinci planda bırakılmış; gerçeğin, doğanın ve duyguların aklın kontrolünde olması gerektiği savunulmuştur.
  • Kuralcılık ve kurala bağlılık söz konusudur.
  • “Özel ve yerel” değil, “evrensel ve kalıcı olan” işlenmiştir.
  • “Doğa” olarak insanın değişmeyen iç dünyası (ruh hali) işlenmiş; dış dünyanın, doğanın pastoral anlatımından kaçınılmıştır.
  • Konular daha çok tarihten ve mitolojiden seçilmiştir.
  • Konunun gerçek olmasından çok, gerçeğe benzer olması aranmıştır.
  • Toplum değil, bireyin olgunlaştırılması önemsenmiş, erdemli ve ahlaklı olma amaçlanmıştır.
  • Sanatçılar, eserlerinde kendi kişiliklerini gizlemişler, yani duygularını esere yansıtmamışlardır.
  • Eserlerde kahramanlar toplumun üst tabakasından seçilmiştir. İdeal, seçkin tiplere yer verilmiş; yoksul, hasta, sakat, yaşlı, çocuk tiplerine önem verilmemiştir.
  • Konudan çok, konunun kusursuz bir biçim ve söyleyişle ortaya konmasına önem verildiği için aynı konu farklı sanatçılarca ele alınmıştır. Bu açıdan divan edebiyatıyla benzerlik gösterir.
  • “Sanat, sanat içindir.” anlayışı benimsenmiştir.
  • Eserler, ulusal dilin esas alındığı seçkin ve soylu bir konuşma diliyle yazılmış ancak üslubun süsten uzak, açık, yalın ve sağlam olmasına özen gösterilmiştir.
  • Anlatılmak istenen açık ve net bir şekilde ortaya konmuş, gereksiz sözlerden kaçınılmıştır
  • Tiyatroda üç birlik kuralına (zaman-mekân-olay birliği) uyulmuştur.
  • Eserlerde halkın kullandığı kaba sözlere; ölüm, yaralama gibi çirkin sahnelere yer verilmemiştir.
  • Betimlemeye önem verilmemiştir.
  • Klasik edebiyat daha çok şiir ve tiyatro alanında kendini göstermiştir.

Temsilcileri:

Dünya Edebiyatı

Cornielle: Trajedi – Fransız
Racine: Trajedi – Fransız
Moliere: Komedi – Fransız
La Bruyere: Portre – Fransız
La Fontaine: Fabl – Fransız
La Fayette: Roman – Fransız
Pascal: Felsefe – Fransız
Descartes: Felsefe – Fransız
Montaigne: Deneme – Fransız
Boileau: Şiir, Eleştiri – Fransız
Fenelon: Roman – Fransız
John Milton: Destan – Ingiliz

Türk Edebiyatı

Şinasi: Tiyatro – Tanzimat
Ahmet Vefik Paşa: Tiyatro -Tanzimat
Direktör Ali Bey: Tiyatro – Tanzimat

www.edebiyatvedil.net