Ana Sayfa Dünya Edebiyatı Roman Özetleri Muhteşem Gatsby – The Great Gatsby – Roman Çözümlemesi

Muhteşem Gatsby – The Great Gatsby – Roman Çözümlemesi

2300
3

Muhteşem Gatsby – The Great Gatsby – Çözümlemesi

Hazırlayan: Zeynep Nida ÇORSUZ

1. ESERİN ADI VE YAZARI: Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald
YAYIN EVİ-YAYIN YILI: Pinhan Yayıncılık, Ağustos, 2013

2. TÜRÜ: Aşk – dram

3. KONUSU: 1.Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle başlayan “Caz Çağı” adı verilen dönemde Amerika’da bunalımlı sosyal ve ekonomik yapı ve buna bağlı olarak Amerikan Rüyasının gerçekçiliğini yitirmesi.
A. ANA İZLEK (TEMA):
Hayallerin ve umutların boşa çıkmasından doğan hayal kırıklığı
B. ESERİN YARDIMCI-ALT TEMALARI:
Umut etme
Sf 16: “(…) sıra dışı bir umut etme yeteneğine sahipti Gatsby, başka hiçbir insanda görmediğim ve herhalde göremeyeceğim fantastik bir hazır bekleyişti bu.”
İdealistlik ve azim
Sf 108- 109: “Geleceğinin parlak olacağına dair inancı onu birkaç ay önce Minesota’nın güneyindeki küçük Protestan okuluna, St. Olaf’a sürüklemişti.”
Sf 86:“Bu ricadaki tevazu beni çok etkilemişti. Beş koca yıl bekledikten sonra. Bir malikane satın alıp evine üşüşen bütün o fütursuz pervanelere yıldızların ışığını sunmuştu.”
Aşk
Sf 104: “Uzanıp Daisy’nin elini tuttu, o da Gatsby’nin kulağına doğru eğilip bir şeyler fısıldarken, yoğun duygulara kapıldı.”
Umursamazlık
Sf 186: “Tom ve Daisy… Umursamaz insanlardı onlar (…)”
Mutsuzluk

4. YAZAR
YAZARIN EDEBÎ YAŞAMI:
a) YAZAR HANGİ TÜRLERDE ESER VERMİŞTİR?
Roman ve kısa hikaye türünden eserler vermiştir.
b) YAZARIN ETKİLENDİĞİ AKIM-AKIMLAR NELERDİR?
Modernizm, realizm ve materyalizm
c)YAZAR EN ÇOK HANGİ KONULARDA ESER VERMİŞTİR?
İki Dünya Savaşı arasında yaşayanların sosyal ve ekonomik yapısı, umutları ve psikolojileri, yine aynı dönemdeki sosyal sınıf çatışmaları ve Amerikan Rüyasının çöküşü.
d) YAZARIN ESERLERİ:
Muhteşem Gatsby
Güzel ve Lanetlenmiş
Benjamin Button’un Tuhaf Hikayeleri
Cazibe
Caz Çağı Öyküleri
Buruktur Gece
Uçarı Kızlar ve Filozoflar
Son Düş
Kış Hayalleri
Cennetin Bu Yakası
YAZARIN ÖZEL YAŞAMI:
a) YAZARIN AİLESİ:
Çocukluğunu ailesiyle New York’a bağlı Buffalo ve Syracuse’de geçiren F. Scott Fitzgerald’ın annesi İrlanda, babası İngiliz asıllıydı. Annesi ve babası koyu Katolik oldukları için ilk ve orta öğrenimini Katolik okulunda tamamladı. 1908’da babasının işini kaybetmesi üzerine Minesota’ ya geri döndüler.
b) YAZARIN AŞK HAYATI:
Fitzgerald “altın kızı” olarak tanınan eşi Zelda ile asteğmen olarak görev yaptığı sırada tanıştı. Evlilikleri kavga ve kıskançlıkla geçti. Alkol ve partilere olan düşkünlükleri ve sürekli ayrılıp barışmaları zamanla basının dedikodusu haline geldi. Zelda onun yazarlık yeteneğine hayranlık duyuyordu ve Fitzgerald da eserlerinde onu kopya ediyor, özelliklerini kitap karakterlerine yüklüyor ve hatta onun sözlerinin aynılarını kullanıyordu.
c) YAZARIN YAŞADIĞI YERLER:
Saint Paul (Minesota), Buffalo ve Syracuse (New York), New Jersey, Montgomery, Avrupa’ nın bazı bölgeleri – özellikle Paris-, Hollywood.
d) YAZARIN EĞİTİMİ:
İlk ve orta öğrenimini bir Katolik okullarında gören F. Scott Fitzgerald, 1913’ te üniversite eğitimini almak için Princeton Üniversitesi’ne girdi. 1917’de 1. Dünya Savaşı nedeniyle eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı.
e) YAZARIN MESLEĞİ:
Üniversite yıllarında yazar olmaya karar veren F. Scott Fitzgerald, Bu yıllarda edebi yeteneğini geliştirdi. 1918’de savaşın sona ermesiyle New York’ a reklamcılık alanında kariyer yapmak üzere yerleşti. Bu sırada bir yandan da kısa öyküler yazarak dergilerde yayımlıyordu. 20’li yıllarda Avrupa seyahati sırasında Muhteşem Gatsby’ yi yazmış fakat roman beklenildiği kadar ilgi görmemiştir. Daha sonraları da 1937’de Hollywood’a taşınıp Metro-Goldwyn-Meyer adlı bir film şirketinde çalışmaya başladı.
Kaynaklar:
http://www.iletisim.com.tr/kisi/francis-scott-key-fitzgerald/5295#.V4pPqdKLTIU

Tuhaf bir aşkın hikâyesi: Zelda ve Scott Fitzgerald | Zuhal Demirarslan


http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/manufacturer_products&manufacturer_id=488&page=3
http://www.everestyayinlari.com/tr/yazar.asp?id=421
http://www.shmoop.com/f-scott-fitzgerald/
http://www.dr.com.tr/Kitap/Kis-Hayalleri/F-Scott-Fitzgerald/Edebiyat/Dunya-Oyku/urunno=0000000643451
http://www.usemb-ankara.org.tr/ABDAnaHatlar/Edebiyat.htm

YAZARA DAİR İLGİNİZİ NELER ÇEKTİ?
Yazara dair ilgimi en çok aşk hayatının kitaplarına olan etkisidir. Yazar eşinden aldığı özellikleri karakterlerine yüklemiş ve bazen sözlerini bile kullanmıştır. Bunun dışında kitaptaki başkarakter ile olan benzerliği de ilgi çekici çünkü F. Scott Fitzgerald ile ilgili yazılarda onun da Gatsby gibi büyük umutların peşinde koşan fakat azmi hayal kırıklıklarıyla sonuçlanan bir adam olduğu söyleniyor. Bu yazar aynı zamanda gerçekten romanda anlatılan zaman diliminde yaşamış ve Amerikan edebiyatına yeni bir ses getirmiştir.

5. ESERİN ANLATTIĞI DÖNEMİN ÖZELLİKLERİ
• 1920’lerde geçen eserin dönemi “Caz Çağı” veya “Çılgın Yirmiler” olarak isimlendirilmiştir.
• Dönemde hızlı bir toplumsal değişim gözlemlenir.
• 1. Dünya Savaşından çıkmış olan toplumda, eskiye göre daha farklı ve kural dışı hareketlilikler görülür.
• Zenci beyaz eşitliği benimsenmemiştir ve sosyal sınıf farklılıkları vardır.
• Moda değişmiş ve küt saçlı, sigara içen kadınlar dönemin giyim kuşam stili halini almıştır.
• Bu dönemde eğlence sektörü büyük ilgi görmüş ve caz müzik akımı ortaya çıkmıştır.

Kaynaklar:
http://birgunbiryerde.blogspot.com.tr/2013/01/caz-cag-ve-donemin-modas-flapper.html
http://www.yurtgazetesi.com.tr/kultursanat/caz-cagi-ve-cilgin-yirmilerin-amerikan-ruyasi-h35465.html

6. OLAY ÖRGÜSÜ
1) Ortabatılı bir aileye mensup genç Nick Carraway, borsacılık işine girmek amacıyla Long Island’daki West Egg’ de bir ev satın alır.
2) New York’a varınca East Egg’de yaşayan zengin sosyeteye mensup ikinci kuzeni Daisy ve kocası Tom Buchanan’ı ziyarete gider.
3) Burada ünlü bir golfçü olan ve sonradan romantik bir ilişki yaşayacağı Jordan Baker ile tanışır. Jordan Nick’e Tom’un, Küller Vadisi’nde yaşayan Myrtle adında başka bir sevgilisi olduğunu söyler. Tom, Nick’i Myrtle ile tanıştırmak için New York’ a götürür. Myrtle’ın kardeşi Catherine’in evine giderler.
4) Burada Myrtle sarhoş olup Daisy hakkında Tom’un sinirleneceği tarzda laflar edince Tom kendine hakim olamaz ve Myrtle’ın burnunu kırar.
5) Nick Carraway’in, yaz boyunca büyük partiler düzenleyen ve gelenlerin büyük bir kısmı kendisini tanımayan West Egg’deki komşusu Bay Gatsby, şatafatı seven ve hakkında bin bir çeşit dedikodu dolaşan bir adamdır.
6) Bir gün bu partilerden birine davet edilen Nick, burada Jordan Baker ile karşılaşır. Partide Gatsby, Jordan ile yalnız bir konuşma yapar ve Jordan geri döndüğünde Nick’e çok büyük haberleri olduğunu söyler.
7) Gatsby, Nick’i ziyarete gider ve birlikte öğlen yemeğine çıkarlar. Bu gezi ile birlikte Gatsby hakkında 1. Dünya Savaşı’nda büyük başarılar gösterdiği ve Oxford’da okuduğunu öğrenir. Nick, yemekte Gatsby’nin tanınmış bir suçlu olan arkadaşı Bay Wolfshiem ile tanışır.
8) Nick öğleden sonra Jordan ile buluşur ve Jordan ona Gatsby hakkında bildiklerini anlatır: Savaş başlamadan önce subay Gatsby Daisy ile tanışmış ve birbirlerine aşık olmuşlardır. Daisy’nin evlenmesine rağmen onu hala seven Gatsby, Nick’ten onlar için Daisy ile ona bir buluşma ayarlamasını ister.
9) Bu buluşmada her şeyi önceden hazırlamış olan Gatsby, Daisy’e evini ve zenginliklerini gösterir. Bunun üzerine aralarındaki aşk tekrar başlar.
10) Nick Gatsby’ nin gerçekte kim olduğunu öğrenir. Kuzey Dakotalı James Gatz, on yedi yaşında ismini Jay Gatsby olarak değiştirmiştir.Büyük hayalleri olan James çiftçilikle geçinen ailesinden kaçmıştır, kişiliğine tam oturan eğitimini zengin ve alkolik bir adam olan Dan Cody’den almış ve kendi çabalarıyla zengin olmuştur.
11) Bir gün atıyla gezinti yapan Tom Buchanan ve arkadaşları Gatsby’nin evine rastlarlar ve tanışırlar. Gatsby Daisy ve Tom’u bir sonraki partisine davet eder. Gatsby’den hiç hoşlanmayan Tom, onu hor görür ve alay eder.
12) Bundan sonra Daisy Gatsby, Nick ve Jordan’ı evine davet eder ve Gatsby ile olan ilişkisini özellikle açığa vurarak Tom’un Myrtle ile olan ilişkisinin intikamını almaya çalışır.
13) Bunun üzerine çok sinirlenen Tom herkesi şehre davet eder ve burada Gatsby ile tartışmaya dalarlar ve Gatsby Daisy’den Tom’a onu hiç sevmediğini söylemesini ister fakat Daisy reddeder. Long Island’a geri dönüşte Gatsby ve Daisy aynı arabada giderler ve Gatsby onun sürmesine izin verir.
14) Bu sırada Küller Vadisi’nde Myrtle ile yanlış işler çevirdiğini yeni anlayan saf kocası George ile kavgaya tutuşmuştur ve sinirle yola doğru ilerler. Bu sırada direksiyonu yanlış yöne kıran Daisy Myrtle’ı ezer, arkasına bile bakamadan yola devam eder ve ilerleyen zamanda korkudan bayılır.
15) Tom, karısının ölümüyle psikolojisi bozulan George’a cinayeti işleyen arabanın sahibinin Gatsby olduğunu söyler. George hayalleri yıkılmış olan Gatsby’nin evine gider ve önce onu, sonra da kendini öldürür. Daisy ve Tom olaylardan sıyrılmak için taşınırlar. Nick ne kadar çabalasa da Gatsby’nin cenazesine çok az kişi katılır. Fakat o Gatsby’i hep muhteşem olarak bilecektir.

7. ANA ÇATIŞMA VE YAN ÇATIŞMALAR:
Birey x Toplum: Gatsby’nin bulunduğu mevkiye kendi çabalarıyla gelmesi ve geçmişi hakkında fazla bilgi vermeyerek gizemli kaldığı için sosyete kesiminin onu dışlaması ve hakkında dedikodular yapmasıyla yaşanır.
Sf 138: “Pek sevilmediğimin farkındayım. Öyle büyük partiler filan da vermiyorum. Ama en azından bugünün dünyasında bir çevre oluşturmak için evini illa domuz ağılına çevirmen gerekiyor sanırım.”

Birey x Birey: Gatsby ile Tom’un Plaza Otel’de Daisy’i elde etmek uğuruna tartışmalarıyla yaşanır.
Sf 139: “ ‘Karın seni sevmiyor.’, dedi Gatsby. ‘Hiçbir zaman da sevmedi. Beni seviyor.’
‘Aklını kaçırmış bu adam!’ diye bağırdı Tom hiç beklemeden.”

Birey x Kendisi: Daisy’nin, Gatsby gittikten sonra hayatına bir yön verip evlenmek ve Gatsby’i beklemek arasında kalmasıyla yaşanır.

Sf 159: “Bu arada içinden bir ses karar alması gerektiğini bağırıp duruyordu. Yaşamının şimdi, hemen, bir yön bulmasını istiyordu, bunu da ancak yakınlardaki bir gücün zorlamasıyla yapabilirdi; aşkın, paranın, ya da kimsenin itiraz edemeyeceği sağduyusunun iteklemesiyle.

8. KARAKTERLER:
Kadın Karakterler:
1. Daisy Buchanan
2. Jordan Baker
3. Myrtle Wilson
4. Catherine
5. Pammy Buchanan (Daisy’nin kızı)
6. Bayan McKee

Erkek Karakterler:
1. Jay Gatsby (James Gatz)
2. Nick Carraway
3. Tom Buchanan
4. George Wilson
5. Meyer Wolfshiem
6. Dan Cody
7. Baykuş gözlü adam
8. Michaelis
9. Bay McKee
10. Bay Gatz (Gatsby’nin babası)
11. Bay Klipspringer

9. ANA KARAKTERLERİN ANALİZİ 

NİCK CARRAWAY:

Fiziksel Özellikleri:
1. Tarihlerden hesaplandığında 29 yaşlarında Gatsby ile hemen hemen aynı yaşta olan genç bir adamdır.
Sf 58: “Ben yaşlarda bir adam ve her fırsatta anlamsız kahkahalar atan, bağıra çağıra konuşan genç bir kızla aynı masada oturuyorduk.”

Sosyal Yapısı:
1. Nick üç kuşaktır orta batıda bir kentte yaşayan varlıklı, tanınmış bir aileden geliyor. Bir tür kabileye benzetilen Carrawaylerin Buccleuch Düklerinin soyundan geldikleri söylenir fakat soyun gerçek kurucusu, Nick’in büyükbabasının kardeşidir. (Sf 16)
2. Yale Üniversitesi’nden(New Haven) mezun olup Carmen seferine katılmıştır ve seferden aldığı keyifle doğuya gidip borsacılık öğrenmeye karar vermiştir.
Sf 17: “Tanıdığım herkes borsa işindeydi ve herhalde bu işten bir bekar adam daha geçinebilir diye düşündüm.”
3. Aylık seksen dolara tek katlı bir eve ev arkadaşı gidince yalnız yerleşir. Bunun dışında evinin durumu:
Sf 17: “ Eski püskü Dodge marka bir arabam ve yatağımı toplayan, kahvaltı hazırlayan, elektrikli ocağın başında kendi dilinde bir şeyler mırıldanan Finli çalışanım vardı.”

4. Parasal durumu çok kötü olmamasına rağmen West Egg ve çevre bölgelerdeki insanlara göre az para kazanıyordu.
Sf 92: “ ‘Yani şöyle… nasıl desem… Bak dostum, çok fazla para kazanmıyorsun sen, öyle değil mi?’
‘Çok sayılmaz.’”

Ruhsal Özellikleri:
1. Nick babasından öğrendiği üzere sınırlı da olsa bir hoşgörüye sahiptir.
Sf 15: “Babamın biraz kibirle söylediği ve benim de aynı şekilde tekrarladığım gibi, temel erdemler insanlara doğuştan eşit dağıtılmamıştır; eğer bunu unutursam bir şeyleri kaçıracağımdan hala endişe duyarım.
Evet, hoşgörümle böyle övündükten sonra bunun da bir sınırı olduğunu kabul etmeliyim.”

2. Gatsby ile tanışmadan önce hakkındaki söylentileri duyunca meraklı kişiliği de ortaya çıkar.
Sf 59: “ ‘Kim bu adam?’diye sordum. ‘Sen biliyor musun?’
‘Gatsby adında biri işte.’
‘Tamam da nereli, ne iş yapıyor, onu soruyorum.’
‘Demek şimdi sen de başladın merak etmeye,’ dedi yorgun bir gülümsemeyle.”
3. Nick aynı zamanda dikkatli, kuralları olan, ölçüp tartan bir kişiliğe sahip.
Sf 68: “Dikkatsiz insanlardan nefret ederim. Seni de bu yüzden seviyorum ya zaten.”(Jordan Nick’e söylüyor.)
Sf 68: “Bir an ona aşıkmışım gibi hissettim. Ama ben ölçüp tartan, uzun uzun düşünen, kuralları olan biriyim(…).
4.Taşındığı bu yeni şehirde etrafında birçok insan olmasına karşın içten içe yalnızlığa kapılır çünkü aslında Gatsby ile tanışmadan önce gerçekten de burada yalnızdır.
Sf 67: “Kimi zaman şehrin büyülü alacakaranlığında üzerimden atamadığım bir yalnızlık duygusu çökerdi içime (…).
5. Gatsby’nin ölümünden sonra Nick’in onun cenazesini düzenlemesi ve birilerini getirtmeye çalışması da onun ne kadar vefalı bir arkadaş olduğunu gösterir.
Sf 171-172: “Gatsby’nin yanında ve Gatsby’den yana olan tek kişi bendim.”
Sf 172: “Gatsby için birini bulmak istiyordum: ‘Sana birini bulacağım Gatsby sen hiç merak etme. Bana güven sana birini bulacağım…”
6. Nick, önyargılı bir kişiliğe sahiptir çünkü Gatsby ile tanışmadan önce onun hakkındaki fikirleri herhangi zengin bir adam gibi olacağı görüşündedir.
Sf 59: “Bay Gatsby’nin göbekli, gösterişçi, ellili yaşlarında biri olduğunu zannediyordum.”

10. DİĞER KARAKTERLERİN HER BİRİ SİZCE NEDEN VAR? 
Jay Gatsby: Azimli ve hayalperest bir aşık olan bu adam kitaba ismini veren ve Nick Carraway’in onu “muhteşem” olarak anmasını sağlayan özel bir adamdır çünkü bulunduğu mevkiye özel bir hayal gücü ve kurgulama ile gelmiştir.Onu bitiren olay ise, herkes için farklı bir anlam ifade eden Amerikan Rüyasının peşinden gözleri kör oluncaya dek koşması olmuştur. Daisy’den Tom’u hiç sevmediğini söylemesini istemesi fakat Daisy’nin reddetmesi de bunun güzel bir örneğidir.
Sf 141: “ ‘Yalnız da olsak Tom’u hiç sevmedim diyemem sana,’ diye itiraf etti Daisy acıklı bir sesle. ‘Doğruyu söylememiş olurum.’”
Daisy Buchanan: Paraya, şöhrete ve eğlenceye düşkün bu kadın Gatsby’nin takıntı haline getirmiş sevdiğidir. 1. Dünya Savaşı’ndan önce Gatsby ile bir ilişki yaşamış fakat dönmesi uzun sürünce zengin bir adam olan Tom Buchanan ile evlenmiştir. Romanda genelde pasif bir rol oynar ve iki adam da onu isterken o anda nasıl hissediyorsa öyle davranır. Bu nedenle sanki “para gibi bir maddeyi andırır.

Sf 129: “ ‘Daisy’nin ses tonu sanki biraz fazla patavatsız,’dedim.
‘Sanki şey gibi…’ Duraksadım.
‘Para sesi gibi,’ dedi aniden.”

Tom Buchanan: Daisy’nin kocası, futbolda şöhret kazanmış zengin bir adamdır. En önemli özelliği Gatsby gibi bir adamın aksine döneme tam ayak uydurmuş bir adamdır: Irkçı, bencil, aldatan ve umursamaz bir adamdır.
Sf 138: (Tom) “Herhalde her şey tamamen altüst olacak ve siyahlarla beyazların evlenmesine kadar varacak iş.”
Sf 36: “Tom’un metresi olduğu herkesin dilindeydi.”
Sf 186: “Tom ve Daisy… Umursamaz insanlardı onlar(…).”

Jordan Baker: Daisy’nin arkadaşı olan bu ünlü golfçü kadın, Nick ile romantik bir ilişki yaşayarak romana farklı bir boyut katar. Ayrıca Nick ile özel görüşerek Daisy ve Gatsby’nin arasını yapmakta önemli bir rol oynamıştır.
Sf 88: “Küçümseyen, soluk dudaklarında bir gülümseme belirdi, o zaman biraz daha çektim kendime, bu kez yüzüme doğru.”

Myrtle Wilson: Tom’un metresi olan bu kadının kocası bir tamirci olan George Wilson’dır. Romanda Tom ile olan ilişkisinden çok sonlara doğru araba kazasında hayatını kaybetmesi daha büyük önem taşır, çünkü Gatsby’nin ölümü ve olayların son halini alması Myrtle’ın ölümü ile olmuştur.

George Wilson: Myrtle’ın kocası olan ve olaylardan uzun bir zaman sonra ancak haberdar olan bu adamın romandaki en büyük rolü Tom’un onu kandırmasıyla Gatsby’i öldürüşüdür. Gatsby’nin ölümüyle okuyucu, olayların sonlanışını ve Amerikan Rüyasının gerçek çöküşünü açıkça görür.

Sf 168: “Gatsby’yi eve doğru taşımaya başladığımız sırada bahçıvan, çimlerin biraz ilerisinde Wilson’ın cesedini gördü, katliam tamamlanmıştı.”

Bay Wolfshiem: Gatsby’nin yakın arkadaşı ve “yaratıcısı” olan bu adamın kitaptaki rolü, Gatsby’e çok yakın olmasına rağmen olaylara karışmamak için cenazesine gelmemesidir. Ne kadar üzüldüğünü belirtse de Bay Wolfshiem dışında cenazesine diğer arkadaşlarının da gelmemesi sonda verilmek istenen hayal kırıklığını okuyucuya verir.

Sf 173: (Meyer Wolfshiem): “Şu an oraya gelemem, çok önemli bir iş üstündeyim, zaten bu olaya karışmam da doğru değil.”

11. MEKANLAR İLE BUNLARIN ANA KARAKTER VE OLAYLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ:

AÇIK ALANLAR:
Superior Gölü: Bu açık mekanda bir süre bulunması, Gatsby’nin hayatını büyük ölçüde etkilemiştir çünkü burada Dan Cody ile tanışarak, vizyonunu ve hayata bakış açısını değiştiren bilgiler edinmiştir.
Sf 109: “Bunun üzerine tekrar Superior Gölü’ne döndü, Dan Cody’nin yatının kıyıya demir attığı o gün, hâlâ yapacak bir şeyler arıyordu.”
Louisville: Bu açık mekan Daisy’nin Tom ile evlenmeden önce yaşadığı yerdir ve Gatsby askerliğini yaparken onunla tanışmış ve aşık olmuştur. Romanda anlatılan geçmişte geçen olaylarda önemli bir mekandır ve Gatsby’nin hayatının dönüm noktalarından biridir.
Sf 160: “ Louisville’den ayrılırken sanki biraz daha arasaymış onu bulabilirmiş gibi hissetti, onu arkada bırakıp gidiyordu sanki.”

New York:
New York, romanın geçtiği iki ana açık mekandan biridir. Chaterine’in evi ve Plaza Otel bu şehirde bulunur. Ayrıca Daisy, Myrtle’a çarptığında New York’tan gelmektedir.

Long Island:
West Egg: Gatsby ve Nick’in evinin bulunduğu bu yer, East Egg’deki sosyetelere göre sonradan ve yasal olmayan yollarla zengin olanların oturduğu, East Egg kadar saygın kabul edilmemesi gereken bir bölgedir.
Sf 24: “ ‘West Egg’de yaşıyormuşsunuz,”dedi küçümseyerek.
Romanda East Egg’de yaşayan Daisy’nin Gatsby ile birlikte olmayı kabul etmemesindeki büyük bir neden de Gatsby’nin, Daisy’nin saygın olmadığını düşündüğü, hatta onu dehşete düşüren West Egg’de yaşamasıdır.
Sf 116: “ ‘West Egg’ Daisy’yi dehşete düşürüyordu. Buranın, meramını herhangi bir nezaket gözetmeden anlatan, işlenmemiş, çiğ enerjisi ve sakinlerini bir hiçlikten diğer bir hiçliğe açılan kestirme yollarda bir koyun sürüsü gibi güden düzeni dehşet içinde bırakıyordu onu.”
East Egg: Long Island’ın bir diğer yumurtası olan, doğuştan zengin ve sosyetik sınıfın yaşadığı East Egg’in romandaki önemi Daisy ve Tom’un evinin burada olmasıdır. Daisy’nin East Egg gibi sosyetik bir yerde oturması da Tom ile Gatsby arasında yaptığı seçimi etkilemiştir.
Küller Vadisi: West Egg ile New York arasındaki karayolunda bulunan Küller Vadisi, olaylar ve gidişat bakımından romandaki en önemli açık mekandır çünkü aslında olaylar bu mekanın çevresinde dönmektedir. Tom, Nick’i metresiyle burada tanıştırır ve en önemlisi anlatılmak istenen Amerikan Rüyası’nın çöküşü Daisy’nin yaptığı kaza ile bu mekanda gerçekleşir.
Sf 35: “Bu ıssız yer Küller Vadisi’dir; küller burada buğdaylar gibi yetişip tepeler, kümbetler ve grotesk bahçeler oluşturur (…).”

Kaynaklar:
https://prezi.com/-4fj4dzz5h3y/muhtesem-gatsby/

KAPALI ALANLAR:

Gatsby’nin evi:
Bu ev, hem Daisy’nin evinin karşısında bulunmasından hem de Gatsby onu evine davet ettiğinde içindeki zenginlik ve güzelliklerle onu büyülemesinden dolayı romandaki önemli mekanlardan biridir. Gatsby, bu evi kendi olanakları ve hayalleriyle elde etmiş ve beş yıl aynı hayalin peşinden burada koşmuştur. Aynı zamanda Daisy’yi buraya davet etmesinin amacı da ona sahip olduklarını göstermek istemesidir.
Sf 99: “Daisy, göğe doğru heybetle uzanan bu feodal siluetin kah orasını, kah burasını büyüleyici mırıltılarla öve öve bitiremedi; bahçeyi, fulyaların canlı, alçıların ve erik çiçeklerinin yumuşak, akasyaların açık sarı kokusunu ne kadar beğendiğinden söz etti.”

Plaza Otel:
Romanın sonlarına doğru Daisy, Gatsby, Nick ve Jordan şehre inmeye karar verdiklerinde konaklamak için bu oteli seçmişleridir. Otelin kaldıkları odasında yaşananlar olayların dönüm noktası olduğu için bu otel odası romandaki en önemli kapalı mekandır. Burada Gatsby ve Tom arasında yaşanan tartışma sonucu işler Gatsby’nin hayal ettiğinden çok farklı gelişir ve beş yıldır hayallerini besleyen Daisy, Tom’u seçer.
Sf 141: “ ‘Yalnız olsak da Tom’u hiç sevmedim diyemem sana,’diye itiraf etti Daisy acıklı bir sesle. ‘Doğruyu söylememiş olurum.’”

Nick’in evi:
Ana karakter olan Nick, bu evde yaşar. Ev, konumu bakımından Gatsby’nin evinin yanında olduğu için önemli bir yere sahiptir. Nick’in tüm bu olanlardan haberdar olmasını sağlayan etken de Gatsby ile komşu olmasıdır. Bu kapalı alanın diğer bir önemli görevi de Nick’in, Daisy’yi evine davet ederek Gatsby ile Daisy’yi tekrar kaynaştırmasıdır ve bu sayede de Gatsby ile Daisy’nin arasındaki aşk tekrar alevlenmiştir.
Sf 86: “ ‘ Senden ricası da…’ diye devam etti Jordan, ‘Daisy’yi bir öğleden sonra evine davet edip onu da çağırman.’

Gatsby’nin arabası:
Gatsby’nin bu gösterişli arabasında Daisy kaza yapmış ve Myrtle’ı öldürmüştür. Yine burada Gatsby Nick’e geçmişiyle ilgili önemli bilgiler vermiştir. Ayrıca Gatsby’nin Wilson tarafından öldürülmesi de bu araba yüzünden olmuştur çünkü Wilson arabayı bildiği için ve Tom da ona Gatsby’yi tarif edebilmiştir.
Sf 148: “Çarpan arabayı bildiğini söylüyor… sarı bir arabaymış.”

Chaterine’in evi:
Bu ev New York’ta 158. Caddede bir apartmanda bulunur. Tom Nick’i metresinin kardeşiyle tanıştırmak için bu eve getirmiştir.
Daisy ve Tom’un evi:
East Egg’de bulunan ve Gatsby’nin özellikle karşı koyunda bir ev satın aldığı bu ev, bahçesinde yanan yeşil ışığıyla Gatsby’ye umut verir. Ayrıca kazadan sonraki akşam, Gatsby bu umudu hâlâ kaybetmeyerek bu evin bahçesinde Daisy’nin uyumasını bekler.
Sf 152: “Daisy uyuyana kadar burada beklemek istiyorum. Sana iyi geceler, dostum.”

Bodrum katındaki lokanta:
Nick, burada Gatsby aracılığıyla Bay Wolfshiem ile tanışmıştır.

• Fantastik Alan (Gerçekçi olmayan, soyut yerler): yok
• Duygusal Alan (Rüyada başlayan olaylar vb.):yok

12. ZAMAN:
Olaylar 1922 yılının baharında başlayıp sıcak bir yaz gününde sona erer. 1. Dünya Savaşı sonrası Caz Devri adı verilen bir zaman diliminde geçer. Romanda geriye dönüşler vardır ve buralarda Gatsby’nin geçmişteki hayatı anlatılır. Bu zamanlar onun ergenlik zamanlarından başlar ve Jordan’ın söylediğine göre Daisy ile beraber oldukları 1917’de bir ekim gününden Daisy’nin evlenmesine ve Gatsby’nin bulunduğu malikaneyi tutmasına kadar devam eder.

13. ANLATICI:
Olaylar ana karakterin gözünden anlatıldığı için genel üsluba kahraman bakış açısı hâkimdir. Bu anlatım biçimi, olanları bir kişinin gözünden ve tamamen gözlem aracılığı ile gördüğümüz için okuyucuda merak duygusu uyandırıyor ve sürükleyiciliği arttırıyor. Aynı zamanda da kahramanın düşüncelerini ve psikolojisini daha iyi kavrayabildiğimiz için Gatsby’nin nasıl biri olduğunu ana karakterin gözünden de öğrenebiliyoruz.
Sf 17: “Yapılacak en akıllı iş, şehir merkezinde kalacak bir yer bulmaktı, ama gelişim sıcak mevsime rastlamıştı.”

14. ÜSLÛP, DİL VE ANLATIM:
Aşağıdaki başlıkları destekleyici örneklerle (sayfa numaralarıyla) açıklayınız. İçerikle ilişkilendiriniz.
a) Semboller:
Yeşil Işık: Gatsby’nin hayalleri ve umutları.
Bu ışık, Daisy’nin evinin olduğu bölgeden gelir ve Gatsby için anlamı büyüktür çünkü bu ışık onun Amerikan Rüyası’dır. Her zaman bir umut olduğunu ve ışık sönmedikçe bu umudun var olacağını gösterir.
Sf 188: “Gatsby o yeşil ışığa, geçen her yıl bizden biraz daha uzaklaşan orgazmik geleceğe inanmıştı.”
Dr. T. J. Eckleburg’un gözleri: Tanrı’nın gözleri.
Küller Vadisi’nde bir reklam panosuyken daha sonra kaldırılan ve romanda özellikle hatırlatılan bir unsurdur bu. Olan biten, saklı, gizli her şeyi gören bu gözler aslında Tanrı’nın hiçbir olayı bile kaçırmayan gözlerini sembolize eder.
Sf 133: “Dr. T. J. Eckleburg’ün kocaman gözleri kül tepelerinin üstünde nöbet tutmaya devam ediyordu, ancak kısa bir süre sonra, beş metre kadar uzağımızda, bize tuhaf bir dikkatle bakan başka gözler olduğunu fark ettim.”
East Egg: Eski aristokrasi.
Long Island’ın bu bölgesinde Tom Buchanan gibi doğuştan zenginler oturur ve genelde West Egg’deki sonradan zangin olanları küçümserler. Bu yüzden bu bölge eski aristokrasiyi, yani eski soyluları sembolize eder.
Sf 18: “Ben West Egg’de, yani bu ikilinin daha az rağbet edileninde yaşıyordum, gerçi bu tanımlamanın iki bölge arasındaki o tuhaf karşıtlığı ifade etmek için oldukça yetersiz ve yüzeysel kaldığını da belirtmeliyim.”
West Egg: Yeni aristokrasi.
Nick’in ve Gatsby’nin oturduğu bu bölgede sonradan zengin olan ve East Egg’deki sosyete sınıf tarafından küçümsenen kişiler yaşar. Bu özelliklerinden dolayı yeni sosyete sınıfını oluşturan kesim, kitapta yeni aristokrasiyi simgeler.
Sf 116: “West Egg Daisy’yi dehşete düşürüyordu. Buranın, meramını herhangi bir nezaket gözetmeden anlatan, işlenmemiş, çiğ enerjisi ve sakinlerini bir hiçlikten diğer bir hiçliğe açılan kestirme yollarda bir koyun sürüsü gibi güden düzeni dehşet içinde bırakıyordu onu.”
Küller Vadisi: Amerikan Rüyasının sonu
Bu mekânda Daisy, Gatsby’nin arabasıyla bir kaza yapar ve Myrtle’ı öldürür. Bunun üzerine polisler o arabayı bulmak için soruşturma başlatırlar ve Wilson’ın Gatsby’yi öldürmesiyle Amerikan Rüyası son bulur. Ayrıca kitapta bu mekâna arada kalmışlık ve bunalım özellikleri yüklenmiştir. Bu da anlatılan bu yerde bir metafor olduğunu bize gösterir.
Sf 35: “Bu ıssız yer Küller Vadisi’dir; küller burada buğdaylar gibi yetişip tepeler, kümbetler ve grotesk bahçeler oluşturur; evlere, bacalara, yükseler dumanlara ve nihayet eşsiz bir çabayla, orada bir karaltı halinde dolaşan, o tozlu havanın içinde çoktan dağılıp parçalanmaya başlamış insanların biçimini alır.”

b) İmgeler:
Sf 61: “O sırada iki şarkıcı kızla gebelik üzerinde koyu bir sohbete dalan ve beni sohbetin içine çekmeye çalışan Jordan’ın üniversitelisini atlatıp içeri girdim.”
Sf 64: “ (…) ancak arabalarını yolun ortasında öylece bıraktıkları için arkadakilerin kopardığı keskin korna gürültüsü kargaşayı daha da alevlendiriyordu.”
Sf 30: “(…) kelimeler mırıl mırıl, vurgusuz, yatıştırıcı bir tonda akıyordu ağzından.”
Sf 60: “Gatsby’nin geçmişine ilişkin gizem zihnimde hafiften aydınlanmaya başlamıştı fakat Jordan’ın bir sonraki sözüyle tekrar karanlığa gömüldü.”

c) Atasözü ve deyimler:
Sf 25: “Gözümüzü dört açmazsak beyaz ırkın tamamen yok olacağını söylüyor.”
Sf 31: “Ayrıca Nick ona göz kulak olacak değil mi Nick?”
Sf 29: “ ‘Yani anlayacağın her şey su veya bu şekilde zaten altüst olmuş durumda,’(…)”
Sf 142: “Çevirdiği dolaplardan biri de bu.”

d) İç monolog: Yok

e) Diyalog:
Sf 94: “ ‘Nasıl, beğendin mi?’ diye sordum.
‘Tabii tabii! Gayet iyi görünüyorlar,’ dedikten sonra içi boş bir ‘dostum’ ekledi.”
Sf 58: “ ‘Sen de benimle gelmek ister misin dostum? Boğazı kıyı boyunca şöyle bir turlarız.’
‘Kaçta?’
‘ Senin için ne zaman uygunsa.’
Sf 139: “ ‘Neler oluyor? Her şeyi bilmek istiyorum.’
‘Neler olduğunu anlattım işte,’ dedi Gatsby.

f) En çok kullanılan noktalama işaretleri:
Virgül: En çok kullanılan noktalama işaretidir. Tırnak işaretinden sonra devam eden cümleyi ayırmak, özneyi ve diğer cümle öğelerini cümlenin devamından ayırmak ve art arda gelen kelime ve cümle öbeklerini ayırmak için kullanılmıştır.
Sf 22: “Daisy, insanları ona doğru eğilmeye zorlamak için mırıldanarak konuşur diyenler vardı.”
Sf 22: “Kederli ve güzel yüzünde parlayan bazı şeyler vardı, gözleri, dudakları ışıl ışıldı.”
Sf 52: “Gruplar daha çabuk değişir, yeni gelenlerle açılıp genişler, bir anda dağılır ve tekrar toplanır; şimdiden daha oturaklı, daha ağırkanlı konukların arasında dolanan, oradan oraya salınan, kendine güvenen genç kızlar çıkmıştır.”
Tırnak işareti: Romanda bir sürü diyalog olduğu için tırnak işareti çok kullanılan bir noktalama işaretidir.
Sf 100: “ ‘Bu o kadar tuhaf bir şey ki dostum,’ dedi neşeyle. ‘Bir türlü… Şey olmuyor… Yani çabalasam da …’”
Sf 101: “ ‘Sis olmasaydı, koyun karşısındaki senin evini görebilirdik,’ dedi Gatsby.”
Ünlem işareti: Karakterlerin yaşadığı coşku, üzüntü ve heyecan dolu anları anlatmak için kullanılmıştır.
Sf 141: “ ‘Lütfen yapma!’ Sesi soğuktu ama hıncı geçmişti.”
Sf 142: “ ‘Bana ‘azizim’ deyip durma!’ diye bağırdı Tom.”
Soru işareti: Soru işareti de özellikle karakter konuşmalarında soru anlamı yüklü cümlelerde sıkça kullanılmıştır.
Sf 142: “ ‘Hem kimsin sen?’ diye patladı Tom.”
Sf 143: “ ‘İsteyen var mıydı? Nick? Jordan?’ “

BETİMLEMELER
Karakter Betimlemeleri:
Jay Gatsby:
Sf 60-61:“Güneşten bronzlaşmış teni yüzüne çekici, diri bir hava vermişti ve kısa saçları da sanki her gün kırpılıyormuş gibi bakımlı duruyordu. Onda tekinsiz hiçbir şey göremiyordum.”
Sf 16: “Eğer kişilik, başarılı bir hamleler silsilesiyse, bu onda muhteşem boyutlardaydı; hayatın vaat ettiklerine karşı, binlerce kilometre ötedeki depremleri bile kaydedebilen şu karmaşık makineler gibi, yüksek bir hassasiyet taşıyordu.”
Sf 16: “(…)sıra dışı bir umut etme yeteneğine sahipti Gatsby, başka hiçbir insanda göremediğim ve herhalde göremeyeceğim fantastik bir hazır bekleyişti bu.”
Daisy Buchanan:
Sf 22: “Daisy, insanları ona doğru eğilmeye zorlamak için mırıldanarak konuşur diyenler vardı. Bu, ses tonunun büyüleyiciliğini hiç de azaltmayan, gereksiz bir eleştiriydi bence.”
Sf 22: “Sesi, insanın kulağının o an dışında bir daha hiç duyamayacağı bir melodi gibi iniş çıkışlarını takip ettiği bir sesti. Kederli ve güzel yüzünde parlayan bazı şeyler vardı, gözleri, dudakları ışıl ışıldı. Fakat sesinde ona ilgi duyan erkeklerin asla unutmayacağı heyecanlı bir ton hissedilirdi: baskın bir tını, fısıldayan bir ‘Dinle!’, az önce coşkulu, heyecan verici bir şeyler yapmış ve bir an sonra yine yapacağını gösteren bir vaat.”
Tom Buchanan:
Sf 19: “Daisy’nin kocası birçok atletik başarısının yanı sıra, New Haven’da o zaman kadar Amerikan futbolu oynamış en iyi forvetlerden biriydi. Bir bakıma ulusal kahramandı, daha yirmi birinde büyük başarılara ulaşmış o noktadan sonra da artık giriştiği hiçbir işte tatmin olmayan erkeklerdendi Tom. Ailesi çok zengindi, para konusundaki ölçüsüzlüğü okuldayken bile eleştirilirdi.(…) Tom, o futbol maçlarının şiddetli coşkusunun yerini doldurmak için, özlemle ordan oraya sonsuza dek sürüklenecekti sanki.”
Sf 20: “Şimdi fırça gibi saçları, güçlü çenesi, yapılı vücuduyla, insanlara tepeden bakan otuz yaşında bir adamdı artık. Yüzünde kibirli bir hakimiyet kuran gözleri ona her an saldırganca öne atılacakmış gibi bir hava veriyordu. Binici kostümünün kadınsı, yumuşak çizgileri bile adaleli vücudunun muazzam gücünü saklamaya yetmemişti; zarif botlarının içine yerleştirmeye çalıştığı bacakları o kadar dolgundu ki son bağcığı zorlayarak bağlamış gibiydi, omzunu her kaldırdığında ince ceketinin altında hareket eden kas kütlesi hemen göze çarpıyordu, müthiş gücü olan gaddar bir vücuttu bu.”
Jordan Baker:
Sf 21: “Divanın bir köşesinde boylu boyunca uzanmış kıpırdamadan öylece duruyordu, başını, üzerinde sanki düşmek üzere olan bir şey varmış da onu dengeliyormuş gibi hafifçe kaldırmıştı.”
Sf 68: “Jordan Baker zeki, uyanık adamlardan içgüdüsel olarak uzak duruyordu, şimdi bunun nedenini daha iyi anlıyorum: Kuralları herhangi bir biçimde çiğnemeyi asla aklından geçirmeyen insanların yanında kendini daha güvende hissediyordu. İflah olmaz bir sahtekardı. Kaybetmeye tahammülü yoktu; bu kazanma hırsını düşündüğümde, hem dünyaya karşı o soğukkanlı küstah tebessümünü korumak hem de o merhametsiz, fütursuz bedeninin taleplerini karşılamak için küçük yaşlardan beri hileye hurdaya başvurduğunu tahmin ediyordum.”
Myrtle Wison:
Sf 37: “Otuzlarının ortasında ve biraz topluydu, ama yine de bedeninden bazı kadınlara özgü bir şehvet yayıyordu. Lacivert puantiyeli ipeksi elbisesinin üstündeki yüzü farklı bir ışıltı ya da güzellik taşımasa da, öyle bir hayatiyete sahipti ki bedenindeki sinirler için için yanıyordu sanki.”
George Wilson:
Sf 37: “Sarışın, ruhsuz bir tipti; solgun yüzüne bakınca belki yakışıklı denebilirdi. Bizi görünce açık mavi gözlerinde buğulu bir ümit ışığı parladı.”
Meyer Wolfshiem:
Sf 78: “Ufak tefek, küt burunlu bir Yahudi kocaman kafasını kaldırdı, gür kıllı burun deliklerini bana doğru çevirerek dikkatle süzdü beni. Yarı karanlıkta minicik gözlerini ancak bir süre sonra seçebildim.”
Dan Cody:
Sf 109: “Cody o zaman ellisindeydi, Nevada gümüş madenleri işletmesi Yukon’un yetmiş beşten bu yana maden için yaptığı girişmelerin yarattığı bir isimdi.”
Sf 110: “Cody’yi Gatsby’nin odasında asılı duran resminden anımsıyorum; sert hatları olan bir yüze sahip, kır saçlı, al yanaklı bir adam; Amerikan tarihinin bir evresinde, sınır bölgelerdeki genel evlerin ve meyhanelerin yabani şiddetini doğu kıyı şeridine geri getiren, sefih bir öncü.”
Catherine:
Sf 41: “Myrtle’ın kardeşi Catherine, otuz yaşlarında, ince, uzun, keyfine düşkün bir kızdı; kısa kızıl saçları dolgundu, yüzünü süt beyazı pudralamıştı. Kaşlarını aldırmış ve gösterişli bir kavisle tekrar çizmişti fakat doğanın eski hatları yenden diriltme eğilimi, yüzüne donuk bir hava vermişti. Odada gezindikçe kollarındaki kilden yapılmış bilezikler şıkırdıyordu. İçeriye hızla ve kendinden emin girdi, etraftaki mobilyaları öyle bir sahiplenmeye süzdü ki acaba burada mı yaşıyor diye merak ettim.”
Bay McKee:
Sf 41: “Alt katta oturduklarını söyledikleri Bay McKee, solgun, kadınsı bir adamdı. Elmacık kemiğinin üstündeki mink, beyaz köpüğe bakılırsa yeni traş olmuştu. Odadaki herkesi büyük bir saygıyla selamladı. Bana “sanat işleriyle” uğraştığını söylemişti, sonradan anladım ki fotoğrafçıymış(…).”
Bayan McKee:
Sf 41:“Karısı tiz sesli, uyuşuk, güzel ve korkunçtu.”
Michaelis:
Sf 144: “Michaelis, kül tepeciklerinin yakınındaki lokantayı işleten bu Yunanlı delikanlı, soruşturmanın başlıca tanığıydı.”
Baykuş gözlü adam:
“Büyük masanın bir köşesinde, baykuş gözü gibi kocaman gözlükleriyle yapılı, orta yaşlı, hafiften çakırkeyif bir adam oturuyordu. Sabit tutamadığı bakışları büyük bir dikkatle kitap raflarına dikilmişti.”
Bay Gatz (Gatsby’nin babası):
Sf 174: “Gatsby’nin babasıydı gelen; bu yılın eylül gününde uzun, eski püskü paltosunu sıkı sıkı sarmış bu yaşlı, vakur adam son derece derin bir çaresizlik ve keder içindeydi. Gözleri heyecandan sürekli yaşarıyordu, çantasıyla şemsiyesini elinden alınca kırlaşmış cılız sakalını öyle bir gerginlikle çekiştirmeye başladı ki paltosunu çıkarırken epeyce zorlandım.”

Mekan Betimlemeleri:
Long Island:
Sf 18: “Bu oluşum, şehirden yaklaşık otuz kilometre uzakta, dış çizgileri aynı bir çift devasa yumurta gibi durur. Dar bir koyun ince bir hatla birbirinden ayrıldığı bu iki kara parçası, batı yarım kürenin en ehlileştirilmiş tuzlu suyuna, Long Island Boğazı’nın büyük ıslak avlusuna doğru uzanır.Biçimleri, kusursuz bir oval oluşturmaz, Kolomb’un kısımları yassıdır fakat görünüş olarak benzerlikleri tepede uçuşan martıları dumandan şaşırtıyordu herhalde”
Daisy ve Tom’un evi:
Sf 20: “Evleri beklediğimden daha gösterişliydi, koya bakan manzarası George döneminin mimari üslubuna göre sömürgeci tarzda döşenmiş kırmızı-beyaz ferah bir malikaneydi. Çimenler kumsaldan başlıyor ve güneş saatini, tuğla duvarları ve rengarenk bahçeleri kuşatarak ön kapıya kadar beş yüz metrelik bir alanı çevreliyordu. En sonunda da sanki bir kuşatmanın hızıyla yanında sürüklenmiş gibi sarmaşıklarla birleşiyordu. Evin ön cephesi Fransız tarzı kanatlı pencerelerle bölünmüştü. Altı sarısı yansımalarla parlayan camları, bu ılık ve rüzgarlı akşamüstünde sonsuza kadar açılmıştı.”
Daisy ve Tom’un evindeki oda:
Sf 21: “Yüksek tavanlı bir koridordan geçerek gül rengi, ferah bir odaya girdik; burası her iki uçaktaki zemine kadar inen kanatlı pencerelerle zarifçe eve bağlanıyordu. Pencereler aralıklı ve hafifçe evin içine doğru taşan çimlerin yeşilliğine karşı bembeyaz parlıyordu. Ilık bir esinti girdi içeri, odanın bir köşesindeki perdeleri içeri diğer taraftakileri dışarı doğru, solgun birer bez parçası gibi savurarak bir düğün pastasının süslü kremasını andıran tavana doğru havalandırdı ve sonra da şarap renkli halının üzerinde, rüzgarın denize yaptığı gibi, dalgalanarak gölgeler düşürdü.”
Nick’in evi:
Sf 17: “Aylık seksen dolara, yıpranmış tek katlı bir ev buldu bizim için ama şirket son anda onu Washington’a gönderdiği için eve tek başıma yerleştim. Bir köpeğim olmuştu- en azından kaçıp gidinceye kadar. Eski püskü Dodge marka bir arabam ve yatağımı toplayan, kahvaltı hazırlayan, elektrikli ocağın başında kendi dilinde bir şeyler mırıldanan Finli kadın çalışanım da vardı.”
Gatsby’nin malikanesi:
Sf 19: “Sağımdaki, göreni hayretler içinde bırakacak kadar görkemli bir evdi; Normandiya’daki bir belediye sarayının birebir kopyasıymış. Bir yandan kulesi olan, ince sarmaşıklarla kaplanmış yepyeni bir yapı; mermer bir yüzme havuzu ve yaklaşık yüz altmış dönüme yayılmış çayır ve bahçe. Gatsby’nin malikanesiydi bu.”
Küller Vadisi:
Sf 35: “Bu ıssız yer Küller Vadisi’dir; küller burada buğdaylar gibi yetişip tepeler, kümbetler ve grotesk bahçeleri oluşturur; evlere, bacalara, yükselen dumanlara ve nihayet eşsiz bir çabayla, orada bir karaltı halinde dolaşan, o tozlu havanın içinde çoktan dağılıp parçalanmaya başlamış insanların biçimini alır. Bazen bir dizi kül rengi araba, puslu yolda ağır ağır ilerler ve korkunç bir gıcırdama çıkararak durur; o anda etrafa, elinde kurşuni kürekler kül grisi adamlar üşüyüp yaptıkları esrarengiz işleri bakan gözlerden gizlemek için kalın, içinden geçilmesi imkansız bir toz bulutu kaldırırlar.”
Catherine’in evi:
Sf 40: “Daire en üst kattaydı –küçük bir oturma odası, küçük bir yemek odası, küçük bir yatak odası ve bir banyo. Goblen kumaştan döşenmiş mobilyaları, bu tıka basa dolu oda için fazla büyüktü, öyle ki odada dolaşırken sürekli döşemedeki Versailles bahçelerinde salına salına dolaşan kadın işlemelerine tosluyordunuz.Duvarda tek bir resim asılıydı, flu bir kayanın üzerine tünemiş bir tavuğun fazla büyütülmüş fotoğrafıydı bu. Ancak biraz uzaktan bakıldığında tavuk, bağcıklı bir başlığa dönüyor, yaşlı ve şişman bir hanımefendinin güler yüzü yukarıdan odaya bakıyordu. Kent Dedikoduları’nın eski sayıları, Peter Denen Simon isimli kitabın bir nüshası ve Broadway’in birkaç önemsiz dedikodu dergisiyle birlikte sehpanın üstünde duruyordu.”
Gatsby’nin arabası:
Sf 73-74: “Doygun bir krem rengiydi; nikel kaplaması ışıl ışıl parlıyordu; uzun aksamı geniş şapka kutuları, yemek ve alet edevat kutuları için oradan orasından burasından şişmişti. Açılabilen üst kısmını güneşi yansıtan labirent gibi iç içe geçmiş düzinelerce camla donatılmıştı.”
Gatsby’nin malikanesindeki kütüphane:
Sf 56: “Bir ihtimal burada olabilir diyerek heybetli bir kapıdan içeri girdik; karşımıza yüksek tavanlı gotik bir kütüphane çıktı; duvarları oyma İngiliz meşesinden panolarla kaplıydı; muhtemelen deniz aşırı bir harabeden olduğu gibi buraya taşınmıştı.”
Plaza Otel’deki oda:
Sf 135: “Oda geniş ve boğucuydu, saat dört olmasına rağmen açılan camlardan içeriye yalnızca parkın kızgın çalılarının kokusu doldu.”

15. Başlık-Metin İlişkisi:
Romanın adı olan ‘Muhteşem Gatsby’, uygun bir başlık sayılabilir çünkü başkahraman Nick’e göre Gatsby’yi muhteşem yapan onu fakirken zengin ve tanınan birine dönüştüren özverisi ve kararlılığıdır. Fakat ben, roman için düşünülen diğer başlıklardan biri olan Trimalchio başlığını bu romana daha uygun buluyorum çünkü bir köleyken kendi uğraşlarıyla zenginleşen Trimalchio ile Gatsby arasındaki benzerlik başlık açısından daha ilgi çekici olabilirdi.

16. Eleştiri Bölümü:
• Eserin en beğendiğiniz bölümü nedir? Niçin?
Bu eserde en beğendiğim bölüm, Gatsby’nin geçmişinin anlatıldığı bölümlerdi çünkü hayatını kendini geliştirmeye ve hayallerine ulaşmaya adamış bu adamın geçmişteki düşüncelerini, şimdiki hayatını kafasında nasıl hayal kurarak oluşturduğunu gördüm. Bu bölümler de bana gerçekten ilham verdi ve dolayısıyla en beğendiğim bölümler oldu.

• Eserin en beğenmediğiniz bölümü nedir? Niçin?
Eserin beğenmediğim tek bölümü Nick ve Jordan arasındaki romantik ilişkinin kitap boyunca anlatılmasına rağmen tam bir sonuca ulaşamaması ve sanki yarıda kalmış gibi olmasıydı. Jordan’ın Nick hakkında yanlış düşüncelere kapılmasındansa belki kitap sonunda evlenmeleri veya orta batıya birlikte gitmeleri gibi bir son yazılabilirdi.

www.edebiyatvedil.net

 

3 Yorumlar

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here