Ana Sayfa Edebiyat Servet-i Fünun Edebiyatı

Servet-i Fünun Edebiyatı

34804
0

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI

>

Sultan II. Abdülhamit döneminde, başlangıçta bir bilim dergisi olan Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanan genç sanatçıların oluşturdukları bir edebiyat hareketidir. Bu edebiyat hareketi 1896 yılında başlamış, 1901 yılında sona ermiştir. 1896 yılına gelindiğinde Tanzimat’ın birinci ve ikinci dönem sanatçılarından bir kısmı ölmüş, bir kısmı da edebiyat hayatını noktalamıştı. Bu sebeple edebiyat ortamında bir boşluk doğmuştu. Recâizâde Mahmut Ekrem edebiyattaki bu boşluğun farkındaydı.

Servet-i Fünun dergisi, Tanzimat’ın ikinci dönem sanatçılarından olan Recaizade Mahmut Ekrem’in Mekteb-i Mülkiye’den öğrencisi olan Ahmet İhsan (Tokgöz ) tarafından 1891 yılından beri çıkarılmaktaydı. Recaizade Mahmut Ekrem, bu dergiyi bir edebiyat dergisi haline getirmek için Ahmet İhsan’la anlaşmış ve kendisinin Galatasaray Lisesi’nden öğrencisi olan Tevfik Fikret’i derginin yazı işleri müdürlüğüne getirmiştir.

Birçok genç sanatçı Tevfik Fikret’in çevresinde toplanır ve Servet-i Fünun tam anlamıyla bir edebiyat – sanat dergisine dönüşür. Böylece Batı kültürünün etkisindeki Türk  edebiyatının ikinci toplu hareketi başlamış olur.

Tanzimat’tan beri süregelen eski – yeni çatışması son aşamaya Servet-i Fünun’la ulaşır ve edebiyatımız eski edebiyat ile ilgisini keserek (aruz dışında ) tamamen Batı’ya yönelir. Bu açıdan Servet-i Fünun edebiyatı bir başlangıçtır ve Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) olarak da adlandırılmıştır.

Servet-i Fünun Edebiyatı 1901 yılına kadar birçok önemli eser verir. 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın, Fransızcadan tercüme ettiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makaleyi Servet-i Fünun dergisinde yayımlar. Bundan dolayı dergi kapatılır. Daha sonra dergi mahkeme kararıyla yeniden açılsa da topluluk dağılır. Topluluğun dağılmasıyla edebiyat hayatımızda yeniden bir boşluk dönemi oluşacaktır.

Servet-i Fünun Edebiyatı’nın Genel Özellikleri

– Servet-i Fünun sanatçılarının hemen hemen tamamı Tanzimat Döneminde açılan yabancı okullarda eğitim görmüş ve Batı kültürüyle yetişmişlerdir.

– Sanatçıların hepsinin eserlerinde Fransız edebiyatının ve Batılı akımların etkisi görülür.

– “Sanat için sanat” anlayışı (Tevfik Fikret’in son dönemleri hariç) hakimdir.

– Geniş halk toplulukları yerine az sayıdaki aydın topluluğuna hitap eden “Salon edebiyatı” oluşturulmuştur.

– Anlamdan daha çok anlatıma ve süslü, sanatlı bir üslup anlayışına önem vermişlerdir. Ses, musiki, söyleyiş ve şekil özelliklerinin üzerinde durulmuştur.

– Ağır bir dil ile süslü ve sanatlı bir anlatım benimsenmiştir. Arapça, Farsça yeni kelimeler ve ilginç terkipler kullanılmıştır. Cenap Şehabettin’in şu dörtlüğü örnek olarak verilebilir

Artık uyan ey mâh
Ey mâh-i dil-ârâm,
Zîrâ geciyor âh!
Sâât-i semen-fâm.  (Saat-i semen-fâm: Yasemin renkli saatler)

– Divan edebiyatını – aruz ölçüsü dışında – tümüyle reddetmişlerdir.

– Aruzun değişik kalıplarını bir şiirde kullanma, konuya ve üsluba uygun kalıp seçme hâkimdir.

– Sone, terza-rima gibi Batı şiiri nazım biçimleri kullanılmıştır.

– Şiirde parnasizm, sembolizm; nesirde realizm, natüralizm akımları benimsenmiştir.

– Tiyatro, hemen hemen hiç yazılmamıştır. Olay kahramanları aydın kesimden seçilmiştir.

– Roman ve öyküde çok başarılı örnekler verilmiştir.

– Duygu ve hayal unsurlarını gerçeklere tercih etmişlerdir.

– Tanzimatçılar her türde eser vermişken Servet-i Fünuncular genellikle bir türde yoğunlaşma ve iyi eser verme fikrini benimsemişlerdir.




Servet-i Fünun Edebiyatında Öykü ve Roman

– Roman ve hikayede teknik açısından Batı seviyesine Servet-i Fünun Döneminde ulaşılmıştır.

– Konu ve karakter seçimine özen gösterilmiş, psikolojik çözümlemelere yer verilmiştir.

– Roman ve hikayede bireysel konular işlenmiştir Hayal kırıklıkları, aşk, aile içi çatışmalar vb.

– Çevre betimlemelerinde ayrıntılara girilmiş, mekan olarak İstanbul dışına çıkılmamıştır.

– Arapça ve Farsçanın cümle dizilişinde değişime gidilerek eksiltili ve oldukça uzun cümleler kullanılmıştır.

– Kişiler eğitimli, aydın kimselerden seçilmiş ve ait oldukları toplumsal sınıfa göre konuşturulmuşlardır.

– Roman ve hikayede realizm ve natüralizm akımlarının etkisi vardır.

– Yazarlar kişiliklerini esere yansıtamamaya çalışmışlardır.

– Hemen hemen bütün sanatçılarda hayal-gerçek çatışması vardır.

 

Servet-i Fünun Edebiyatında Şiir

– Servet-i Fünuncular konu ve biçim yönünden şiirde büyük yenilikler yapmıştır.

– Recaizade Mahmut Ekrem’in “Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.” anlayışıyla hareket etmişlerdir.

– Bu dönemde şiirin konusu iyice genişlemiş; aşk, doğa, karamsarlık, düş kırıklıkları, gerçeklerden kaçış, doğaya yönelme… gibi temalar işlenmiştir. Sadece Tevfik Fikret, sosyal konulu şiirler yazmıştır.

– Sanatçılar yer yer çevre betimlemeleri yapmışlardır.

– Şiirde “sanat için sanat” anlayışının gereği olarak “estetik olgunlaşma” ya önem verilmiştir.

– Aruz Türkçeye uydurulmaya çalışılmıştır.

– Aruz kalıpları işlenen konuya göre seçilmiş ve bir şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanılabilmiştir.

– Kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir.

– Parnasizm akımı Servet-i Fünun şiirine hakimdir. Şiirde musikiye ve biçimsel güzelliğe çok önem verirler. Sembolizm akımının etkileri de görülür.

– Bu dönemde şiir düzyazıya yaklaştırılmıştır.

-Anlam bir dizede değil sonraki dizede veya dizelerde tamamlanmış (anjambman), şiirin bütünlüğüne önem verilmiştir.

– Serbest müstezat biçimi sıklıkla kullanılmıştır.

– Sone, balad, terza-rima gibi Batı kaynaklı nazım biçimleri bu dönemde ilk defa denenmiştir.

– Arapça ve Farsçadan dile yerleşmemiş sözcükleri kullanmayı bir hüner olarak görmüşlerdir.

– Bu dönemde ilk defa mensur şiir örkekleri verilmeye başlanmıştır. (Halit Ziya Uşaklıgil Mensur Şiirler)

 

Servet-i Fünun Edebiyatında Tiyatro

– Tiyatro, toplum yaşamını dile getiren ve topluma seslenen bir türdür. Servet-i Fünuncular kendi düşüncelerini yansıtan oyunların bu dönemde (II. Abdülhamid dönemi) oynanmasına izin verilmeyeceğini bildikleri için tiyatro eseri yazmamışlardır.

– Servet-i Fünuncular 1908’den sonra bazı tiyatro eserleri ortaya koymuşlardır. Ancak Servet-i Fünuncuların bu oyunları diğer türlere göre oldukça zayıftır. Bu tiyatro denemelerinde konuşma diline yaklaşmak için çaba gösterilmiş; eserlerde evlenme, boşanma ve kadınların medeni hakları gibi konular işlenmiştir.

– Hüseyin Suat,  Servet-i Fünuncular içinde tiyatroyla en çok ilgilenen sanatçıdır. Başarılı bir tiyatro dili olan sanatçının“Şehbal Yahut İstibdadın Son Perdesi” (1908), “Deva-yı Aşk” (1910) gibi eserleri vardır.

– Tiyatro alanında bir iki eser veren Halit Ziya, bu türde başarılı değildir. Kâbus (1918) adlı dramı ve Fransızcadan adapte ettiği iki tiyatro eseri (Füruzan, Fare) teknik olarak zayıftır.

– Mehmet Rauf, roman dışında tiyatro eserleri de yazmıştır Pençe (1909), Cidal (1911), Diken (1917) eserlerinden bazılarıdır.

– Cenap Sahabettin de bir iki eseriyle bu türe katkıda bulunur Yalan (1911), Körebe (1917).

Servet-i Fünun Edebiyatında Eleştiri

– Servet-i Fünun döneminde eleştiri, daha çok başkalarına cevap verme ya da Servet-i Fünun’un görüşlerini savunma biçiminde gelişir.

– Şair ve yazarlar şiirde kullanılan sözcüklerin yapaylığı, anlam karışıklığı yönünden ağır eleştiriler alırlar, yine sanatçıların bir kısmı Batı hayranlığını körüklemekle suçlanırlar. Servet-i Fünun yazarları bu eleştirilere cevap verirken soğukkanlılıklarını yitirmezler.

Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Şuayp, Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf… gibi yazarlar Batılı yazarların sanat ve edebiyatla ilgili görüşlerini açıklamaya çalışır; Batılı sanatçıları tanıtırlar.

– Servet-i Fünun’da edebiyat eleştirisiyle ilgilenen tek sanatçı, Ahmet Şuayp (1876 – 191O)’ tır. Ahmet Şuayp, bir edebiyat eserinin psikoloji ve sosyolojinin verilerine dayanılarak eleştirilmesi gerektiğini söyler, Fransız eleştirmen Hippolyte Taine’den etkilenir ve yazılarını Servet-i Fünun dergisinde “Hayat ve Kitaplar” başlığı altında yayımlar. O, eleştirilerinde nesnel olmaya çalışır; eserlerin kusurlu ve güzel yönlerini bir arada gösterir.

Servet-i Fünun Edebiyatının Temsilcileri

TEVFİK FİKRET (1867 – 1915)

– Asıl adı Mehmet Tevfik’tir.

– Şiir alanında Servet-i Fünun sanatçılarına öncülük etmiştir.

– Aruz ölçüsünü Türkçeye en iyi uygulayan şairlerdendir.

– Nazım şekillerinden ağırlıklı olarak sone ve terza-rimayı kullanmıştır. Serbest müstezat biçiminin geliştiricisidir.

– Parnasizm akımından etkilenmiştir.

– Şiiri düzyazıya yaklaştırmıştır.

– İlk şiirlerinde “sanat için sanat” anlayışıyla yazan şair daha sonraki şiirlerinde toplumcu anlayışa yönelir. (Han-ı Yağma şiiri toplumsal şiirinin en iyi örneklerindendir.)

– Ülkenin geleceğini gençlikte görmüş, geçliğe ve çocuklara büyük sevgi duymuştur.

– Tevfik Fikret’in manzum hikaye türünde şiirleri de vardır Hasta Çocuk, Balıkçılar, Nesrin, Ramazan Sadakası…

Eserleri

Şiir

Rubab-ı Şikeste

Rubab’ın Cevabı

Haluk’un Defteri

Şermin (Çocuklar için, hece ölçüsüyle.)

Tarih-i Kadim

 

CENAP ŞAHABETTİN  (1870 – 1934)

– Servet- Fünun döneminin şiirde Tevfik Fikret’ten sonraki en önemli ismidir.

– Hem şiir hem de düz yazı türlerinde eserleri vardır; fakat asıl şairlik yanı daha öndedir.

– Doktor yüzbaşı olmuştur. Daha sonra Darü’lfünun’da  edebiyat ve tarih dersleri vermiştir. (Bu yıllarda Kuva-yı Milliye’ye karşı olumsuz tavrı nedeniyle öğrencileri tarafından istifa etmeye zorlanmıştır. Daha sonra cumhuriyeti desteklese de yalnızlıktan kurtulamamıştır.)

-“Sanat için sanat” görüşünü benimsedi.

– Türk şiirine sembolizmi ve parnasizmi tanıtan kişi Cenap Şahabettin’dir.

– Dili süslüdür, kelime oyunlarıyla söz sanatlarını oldukça fazla kullanmıştır.

– Şiirlerinde müzikaliteye önem vermiştir.

– Düzyazılarında esprili ve yer yer alaycı bir dil kullanmıştır.

Eserleri

Şiir

Elhan-ı Şita, Evrak-ı Leyal, Tamat (gençlik şiirleri)

Özdeyiş

Tiryaki Sözleri (Türk edebiyatında özdeyiş türündeki ilk eserlerdendir.)

Gezi Yazısı

Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları, Afak-ı Irak

Makale-Deneme-Sohbet

Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh

Oyun

Körebe, Yalan, Küçük Beyler

İnceleme

Shakespeare, Kadı Burhanettin

 

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866 – 1945)

– Edebiyat yaşamına çeviriler ve şiirle başlamıştır.

– Türk edebiyatında Batılı tarzda eser veren ilk büyük romancıdır.

– Modern Türk romanının babası olarak nitelendirilir.

– Servet-i Fünun döneminin roman ve hikaye türünün en önemli ismidir.

– Birçok türde eser vermesine rağmen asıl ününü romanlarda bulmuştur.

– Eserlerinde geniş betimlemelere ve psikolojik çözümlemelere yer vermiştir.

– Fransız realist ve natüralist yazarlardan etkilenmiştir.

– Hikâyelerine Maupassant tarzı hâkimdir.

– Romanlarında İstanbul’daki zengin ve aydın kesimi konu edinmiş, hikâyelerinde ise halkın yaşamına yer vermiş ve Anadolu’ya yönelmiştir.

– Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaları kullandığı ağır bir dili vardır. (Sağlığında eserlerini yine kendisi sadeleştirme yoluna gitmiştir.) Hikayelerinde dili biraz daha sadedir

– Mai ve Siyah romanında  Ahmet Cemil tipinden hareketle Servet-i Fünun neslinin ideallerini, beklentilerini, hayal kırıklıklarını anlatmıştır.

– Türk edebiyatında “mensur şiir”in ilk örneklerini vermiştir.

Eserleri

Roman

Sefile, Nemide, Bir Ölünün Hatıra Defteri, Ferdi ve Şürekâsı, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar

Hikâye

Bir Şi’r-i Hayal, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Onu Beklerken, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi, İzmir Hikâyeleri

Oyun

Kâbus, Füruzan, Fare

Anı

Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye

Deneme

Sanata Dair

Mensur şiir

Mensur Şiirler, Mezardan Sesler

 

HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (1875 – 1957)

– Roman ve hikâyeci olarak ün kazanmış; sonraları siyasi yazarlığa geçmiştir.

– Tevfik Fikret’le beraber “Tanin” gazetesini çıkardı.

– Servet-i Fünun dergisinin yanında Edebiyat-ı Cedide Kütüphanesi’nin kurulmasını sağladı.

– Roman ve hikâyelerinde şairane ve süslü bir üslup kullanmıştır.

– Politik yazıları sadedir.

– Fıkra, anı, eleştiri, mensur şiir türlerinde de eserler vermiştir.

– Eski edebiyata karşı yeni edebiyatı, Doğu kültürüne karşı Batı kültürünü savunmuştur.

– Oldukça yoğun fikri yapısı ve keskin bir eleştiri anlayışı vardır.Yazdığı kimim makaleler yüzünden çeşitli tehditler almış, hapse girmiş sürgüne gönderilmiştir.

– Fransız İhtilali’ni konu edinen “Edebiyat ve Hukuk” adlı makaleyi çevirip yayımlaması Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasına sebep olmuştur.

Eserleri

Roman

Hayal içinde, Nadide

Hikâye

Hayat-ı Muhayyel, Hayat-ı Hakikiye Sahneleri, Niçin Aldatırlarmış

Eleştiri

Kavgalarım

Anı

Edebi Hatıralar, Siyasal Anılar

 

MEHMET RAUF (1875 – 1931)

– Roman, hikaye, tiyatro, mensur şiir türünde eserler vermiş, Halit Ziya’nın etkisinde kalmıştır.

-Öğrencilik yıllarında İngilizce ve Fransızcayı öğrenmiş, bu durum ona Batı’yı yakından takip etme imkanı sağlamıştır.

– İlk psikolojik romanımız olan Eylül’ün yazarıdır.

– Kahramanların iç konuşmalarına ilk kez Mehmet Rauf yer vermiştir.

– Hikayelerinin hemen hepsinde aşk temasını işlemiştir.

Eserleri

Roman

Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Son Yıldız, Karanfil ve Yasemin, Define, Kan Damlası, Halas, Ceriha, Böğürtlen

Hikâye

Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, İntizar, Aşıkane, Kadın İsterse

Oyun

Pençe, Cidal, Sansar

Mensur Şiir

Siyah İnciler

 

AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU (1860 – 1927)

– Servet-i Fünun hikayecilerindendir.

– Hikâyeleri Maupassant tarzına (olay hikâyeciliği) uygundur.

– İlk hikâyelerini oldukça ağır bir dille kaleme almıştır

– Türkçülük ve Yeni Lisan akımını benimsedikten ve Türk Yurdu, Türk Derneği dergilerine geçtikten sonra milli konularda sade bir dille hikâyeler yazmıştır.

Eserleri

Roman

Gönül Hanım

Hikâye

Haristan ve Gülistan, Çağlayanlar

 

SÜLEYMAN NAZİF (1870 – 1927)

– Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’nin önemli Türk aydınlarındandır.

– Çeşitli illerde valilik görevinde bulundu.

– İlk şiirlerinde Namık Kemal başta olmak üzere Tanzimat şairlerinden etkilenmiştir.

– Eserlerinde vatan, millet sevgisini işlemiştir.

– 1918’de yayımlanan “Kara Bir Gün”  adlı makalesinde İstanbul’un işgalini çok sert bir şekilde eleştirince İngilizler tarafından Malta adasına sürülmüştür.

Eserleri

Şiir

Gizli Figanlar, Firak-ı Irak,

Düzyazı

Batarya ile Ateş, Malta Geceleri (nazım nesir karışık)

Makale ve Sohbet

Çal Çoban Çal, Tarihin Yılan Hikayesi

Mektup

Hz. İsa’ya Açık Mektup

 

CELAL SAHİR EROZAN (1883-1935)

-Servet-i Fünun Topluluğunun en genç üyesidir.

-Şiirlerinin en çok kadın temasını işlemiştir. Şiirlerinin bu değişmez ve sürekli konusu yüzünden zaman zaman eleştirilmiştir.

Eserleri

Şiir

Beyaz Gölgeler, Siyah Kitap (nazım nesir karışık), Buhran

 

FAİK ALİ OZANSOY (1876-1950)

-Süleyman Nazif’in küçük kardeşidir.

– Şiirlerinin bazıları bestelenmiştir.

– Abdülhak Hamit’i taklit etmiş, edebiyatımızda “İkinci Hamit” olarak anılmıştır.

I.Dünya Savaşı’nda bireysellikten sıyrılarak şiirlerinde yurt sevgisini işlemiştir.

Eserleri

Şiir

Fani Teselliler, Temasil, Elhan-ı Vatan

Oyun

Payitahtın Kapısında,  Nedim ve Lale Devri

 

HÜSEYİN SUAT YALÇIN (1867-1950)

– “Gave-i Zalim”, “Dahhak-ı Zalim” takma isimleriyle siyasi ve sosyal hicivler yazmıştır.

– Nükteli, esprili bir dil yapısı vardır.

– Lirizme varan şiirlerinde özellikle aşk ve kadın temalarını işler.

– Ulusal konulara içtenlikle yer verir.

Eserleri

Şiir

Lane-i Melal, Gave Destanı

Tiyatro

Kirli Çamaşırlar, Ahrette Bir Gün, Deva-yı Aşk, Kayseri Gülleri, Şehbal yahut İstibdatın Son Perdesi,

 

HÜSEYİN SİRET ÖZSEVER (1872-1959)

– Servet-i Fünun şairlerinin en lirik olanıdır.

– Bireysel duyguları, aşk, doğa, kadın, aile temalarını sade bir dille, aruzun yanında hece ölçüsünü de kullanarak yansıtır.

– “Ömer Senih” imzalı yazılar da onundur.

Eserleri

Şiir

Leyal-i Girizan, Bağbozumu, Kıvılcımlı Kül, Kargalar (manzum hiciv)

 

ALİ EKREM BOLAYIR (1867-1937)

– Namık Kemal’in oğludur.

– Türk-Yunan savaşını işleyen “Vasiyet” adlı şiiri büyük yankı uyandırmıştır.

– Şiirlerinde toplumsal konulara yönelmiş, aruzun yanında hece ölçüsünü de kullanmıştır.

Eserleri

Şiir

Zilal-i İlham, Vicdan Alevleri, Ordunun Defteri (nazım-nesir), Kaside-i Askeriye

Oyun

Baria, Sultan Selim

İnceleme

Edebi Meslekler, Namık Kemal

 

AHMET ŞUAYB (1876-1910)

-Servetifünun Döneminde edebi eleştiri üzerine yoğunlaşmış, çoğunlukla eleştiri türünde eser vermiştir.

Eserleri

Eleştiri

Hayat ve Kitaplar, Esmar-ı Matbuat

 

AHMET İHSAN TOKGÖZ (1867-1947)

-Servet-i Fünun dergisinin sahibi ve yazarıdır.

-Sanatçının en önemli özelliği ise yaptığı çevirilerdir.

-Çevirileriyle Jules Vernes’i Türk toplumuna ilk olarak tanıtan kişidir.

Eserleri

Anı

Avrupa’da Neler Gördüm, Matbuat Hatıralarım

Roman

Haver, Ülfet, Haraşo

 

SAFVETİ ZİYA (1875-1929)

-Yapıtlarında daha çok yaşadığı dönemi ve etrafındaki kişileri konu edinmiştir.

-Sosyete hayatını anlattığı “Salon Köşelerinde” adlı romanıyla tanınmıştır.

Eserleri

Roman

Salon Köşelerinde

Öykü

Kadın Ruhu, Çehreler

Oyun

Haralambos Cankiyadis

 

Servet-i Fünun Dönemindeki Bağımsız Sanatçılar

AHMET RASİM (1865 – 1932)

-Kısa roman, hikaye, makale, tarih gibi farklı konularda yazmıştır.

– İstanbul ağzının bütün inceliklerini kullanmıştır.

– Dünyayı ve insanları hoş, gülünç taraflarıyla ele almıştır.

– Ahmet Mithat Efendi’nin edebi anlayışını takip etmiştir.

– Eserlerinde mizah havası hakimdir.

– En önemli özelliklerinden biri yazılarını sohbet havası içinde yazmasıdır.

– Asıl ününü fıkra ve anı türünde yazdığı eserlerle kazanmıştır.

– Anı ve fıkralarında halkı eğitme eğilimi görülür.

– Şiirleri Divan geleneğiyle yazılan gazel ve şarkılardan oluşur. Bunlarda Nedim’in izleri vardır.

Eserleri

Roman

İki Güzel Günahkâr, Ülfet (ikinci basılışı “Hamamcı Ülfet”), Leyâl-i Izdırap, Meşak-ı Hayat, Nâkâm

Öykü

Tecrübesiz Aşk, İlk Sevgili, Afife, Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi , Belki Ben Aldanıyorum, Tecârib-i Hayat, Meyl-i Dil, Asker Oğlu, Biçare Genç, Endişe-i Hayat, Mehalik-i Hayat

Anı

Falaka, Gecelerim,  Eski Maceralardan Fuhş-i Atik  -Muharrir, Şair, Edip-

Fıkra ve Makale

Eşkal-i Zaman, Gülüp Ağladıklarım, Şehir Mektupları, Muharrir Bu Ya

Gezi Yazısı

Romanya Mektupları

 

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1864 – 1944)

– Servetifünun Döneminde yaşayan sanatçı, Ahmet Mithat’ın halka yönelik roman yazma geleneğini devam ettirmiştir.

– Emile Zola’dan etkilenmiştir. Onun deneysel roman yöntemini benimsemiş ve uygulamıştır.

– Türk edebiyatında natüralizm akımının başarılı bir temsilcisidir, Realist özellikler de gösterir.

– Romanlarında toplumsal eleştiriye çokça yer vermiştir. Bu yönüyle natüralistlerden ayrılır.

– Eleştiriyi mizah yoluyla ortaya koyar. Bunun için de genellikle anormal tipler seçer.

– Başarılı bir gözlemcidir. Romanlarında gözleme ve çevre tasvirlerine büyük önem vermiştir.

– Türk edebiyatında sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak da bilinir.

– Romanlarını “sanat, toplum içindir” anlayışıyla yazmıştır. Okuru eğlendirirken eğitmeyi amaçlar.

– Romanları töre romanı özelliği taşır.

– Romanlarındaki tipler aşırı ihtiraslı, aptal, sapık, şöhret düşkünü, batıl inançlı, cahil, züppe, alafrangalık özentisi olan kişilerdir. Bu kişilerin ortak özelliği gülünç olmalarıdır.

– Sıradan insanların yaşantısını bütün gülünç yönleriyle karikatürize eder.

– Eski – yeni çatışması, ruh hastalıkları, yanlış batılılaşma, batıl inançlar ve aile geçimsizlikleri gibi konuları işlemiştir.

– Romanlarında İstanbul’u bütün canlılığıyla anlatmıştır. İstanbul’un mahallelerindeki yaşantı, kişiler arasındaki konuşmayı çok iyi yansıtmıştır. Eserlerinde Anadolu yoktur.

– Eserlerini konuşma diliyle ve sade bir üslupla yazmıştır. Tasvirlerde ve olayın öykülenmesinde dili biraz ağırlaşır. Ustaca diyalogları, canlı anlatımıyla herkesin anlayabileceği eserler vermiştir.

– Romanları yazıldığı dönemdeki toplum yaşamını bütün canlılığıyla yansıtması açısından çok önemlidir. Öykülerinde de aynı durum söz konusudur.

– Romanları teknik yönden başarılı değildir. Romanlarında olayın akışını keserek olayla ilgisi olmayan gereksiz bilgiler verir. (Bu yönüyle Ahmet Mithat Efendi’yle benzer özellikler gösterir. )

“Mürebbiye”, “Hayattan Sayfalar”, “Ben Deli miyim” adlı romanlarında “deneysel roman” yöntemini kullanmıştır.

 

Eserleri

Roman

Mürebbiye ,Şık, Şıpsevdi, Gulyabani, İffet, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Metres, Tesadüf, Nimetşinas, Cadı, Utanmaz Adam, Deli Filozof, Sevda Peşinde, Hakk’a Sığındık, Kesik Baş, Kaynanam Nasıl Kudurdu, Ben Deli Miyim, Efsuncu Baba, İnsanlar Maymun muydu

Öykü

Gönül Ticareti, Kadınlar Vaizi, Katil Buse, Melek Sanmıştım Şeytanı, İki Hödüğün Seyahati, Eti Senin Kemiği Benim, Tünelden İlk Çıkış, Meyhanede Hanımlar, Namusla Açlık Meselesi

Tiyatro

Kadın Erkekleşince, Hazan Bülbülü, Gülbahar Hanım, Tokuşan Kafalar

www.edebiyatvedil.net

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here