Ana Sayfa Edebiyat Sultan Ahmet Kasidesi -Nef’î (10. Sınıf MEB Kitabı) Açıklaması-3.Kısım

Sultan Ahmet Kasidesi -Nef’î (10. Sınıf MEB Kitabı) Açıklaması-3.Kısım

0
28

Birinci sayfa için lütfen TIKLAYINIZ

İkinci sayfa için lütfen TIKLAYINIZ

17. Beyit
Çarh ana ta'zîm edip İskender-i Sânî dimek
Şânına nisbet meğer bir medh-i müstesnâ mıdır

Günümüz Türkçesi:
Felek ona (padişaha) hürmet gösterip İkinci İskender demekle
Onun şanına oranla seçkin bir övgü yapmış mı olur?

Kelimeler:
Ta'zîm: Hürmet ve saygı gösterme, üstün tutma
Müstesnâ İstisna edilen, seçkin, benzeri olmayan.
Sânî: İkinci

(…)

18. Beyit
Vasf-ı bûy-ı hulkı mı satr-ı hat-ı şâirde yâ
Mevc-i deryâ-yı sühende anber-i sârâ mıdır

Günümüz Türkçesi:
Şairin yazısının satırındakiler huyunun kokusunun nitelikleri mi ,
Yoksa söz denizinin dalgasında mis kokulu hâlis amber midir.

Kelimeler:
Sârâ: Hâlis, saf, katıksız. 
Anber: Güzel kokulu bir madde. Amber.
Hulk: Huy. Ahlâk. Tabiat.
Bûy: Koku
Vasf: Vasıf, sıfat, nitelik. özellik.
19. Beyit
Mülk-i pür-adlinde hod etmez tekayyüd kârbân
Hâris-i kâlâ mıdır yâ düzd-i bîpervâ mıdır

Günümüz Türkçesi:
Senin adalet dolu ülkende kervanlar endişe etmez ;
kale bekçisi midir yoksa pervasız hırsız mıdır?
(Tezat: bekçi - hırsız)

Kelimeler:
Pür-adl: Adalet dolu
hod: Kendi, miğfer, baş zırhı.
Tekayyüd: Endişe, çalışma, uğraşma, emek
Hâris-i kâlâ: Kale bekçisi
Düzd-i bîpervâ: Pervasız, korkusuz hırsız
20. Beyit
Âsumân mı âfitâb ile şitâb etmekde yâ
Zîr-i rânında semend-i cüst ü çâpük-pâ mıdır

Günümüz Türkçesi:
Gökyüzü mü güneşle yarışıyor yoksa çabuk ayaklı, güzel, kıvrak bir atın ayağının altı mıdır?

Kelimeler:
Âsumân: Gökyüzü. Semâ.
Âfitâb: Güneş
Şitâb: Seğirtmek, koşmak. Çabukluk, acele etmek.
Zîr: Alt, aşağı
Semend: Çevik ve güzel at.
Cüst: Muntazam, mükemmel, düzgün. Yakışıklı. Çevik, kıvrak.
Pâ: Ayak
21. Beyit 
Ol cihân-gerd-i sebük-rev kim tefâvüt eylemez
Zîr-i pâyında zemîn deryâ mıdır sahrâ mıdır

Günümüz Türkçesi:
O, öyle hızla cihanı gezen (at) ki ayağının altındaki zeminin deniz mi kara mı olması fark etmez.

Kelimeler:
Cihân-gerd: Dünyayı dolaşan
Sebük-rev: Çabuk giden, hızlı
Tefâvüt: Farklılık. İki şey arasındaki fark.
Zîr-i pây: Ayağının altı
Derya: Deniz
Sahra: Çöl. Kır, ova.
22. Beyit 
Berk-ı mahz iken direng etse bilinmez peykeri
Rahş-ı çâbuk-pâ mıdır yâ kûh-ı pâ-ber-câ mıdır

Günümüz Türkçesi:
Saf bir yıldırımken yavaşlasa çehresi, yüzü bilinmez,
Gösterişli, çabuk ayaklı bir at mıdır yoksa yerinde duran bir dağ mıdır?

Kelimeler:
Berk: Yıldırım.
Mahz: Saf ve hâlis. Katıksız. Tam.
Peyker: Yüz, çehre, surat.
Direng et-: Gecikmek, yavaşlık.
Rahş-ı çâbuk-pâ: Çabuk ayaklı, hızlı at.
Kûh-ı pâ-ber-câ: Yerinde duran dağ  
23. Beyit 
Husrevâ bu fende ger gırrâlanursam gör sözüm
Lâf-ı bî-ma'nâ mıdır yâ bir kurı davâ mıdır

Günümüz Türkçesi:
Ey Padişahım, bu ilimde (şiir sanatında) gururlanırsam, sözüme bak,
Sözlerim, anlamsız sözler midir yoksa bir kuru (boş) bir dava mıdır?

Kelimeler:
Husrev: Hükümdar, padişah. (Husrevâ: Ey Hükümdar.)
Gırrâlan-: Gururlanmak, kibre kapılmak.
Lâf-ı bî-ma'nâ: Anlamsız söz
24. Beyit
Bunca demdir dava-yı sâhibkırânî eylerin
Bir mübâriz yok mu meydân-ı sühan tenhâ mıdır

Günümüz Türkçesi:
Bunca zamandır sahibkıranlık (şiir sanatının en güçlüsü olmak) iddiası güderim;
Bana karşı koyacak bir yiğit yok mu? Söz meydanı boş mudur?

Kelimeler:
Dem: Zaman
Sâhibkırân: Muzaffer hükümdar.
Mübâriz: Mücadele eden. Kuvvetli münâkaşaya girişen.
Meydân-ı sühan: Söz meydanı

www.edebiyatvedil.net