Ana Sayfa Edebiyat Tanzimat Dönemi Edebiyatı

Tanzimat Dönemi Edebiyatı

53930
2

TANZİMAT EDEBİYATI (1860 – 1896)

Tanzimat Edebiyatının Oluşumu

>

Osmanlı İmparatorluğu 18. Yüzyıldan itibaren Batılı Devletlerin gösterdiği ekonomik, bilimsel ve endüstriyel gelişmeleri yakalayamamış ve Batı’nın gerisinde kalmıştır. Askeri ve ticari alanda da gerileme baş göstermiştir. Zaman zaman uygulanmaya çalışılan reform çalışmaları gerileme durdurulmaya çalışıldı ve  3 Kasım 1839 tarihinde Tanzimat Fermanı (Gülhâne Hatt-ı Hümâyun’u) ilan edildi. Bu fermanla yönetim, maliye, askerlik gibi alanlarda Batılı anlamda değişiklikler gerçekleştirildi..

Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla başlayan bu yükseliş edebiyata da yansımıştır. Tanzimat Fermanının ilanı sonrasında Batı’ya, özellikle Fransa’ya öğrenim görmek için gönderilen ve Batı kültürüyle yetişen aydınlar, Türk edebiyatı yolunda yeni eserler vermeye çalıştılar. 1860’ta Şinâsi ve Âgâh Efendi’nin çıkarmaya başladıkları Tercümân-ı Ahvâl gazetesi ile Batı’ya yönelen edebiyatımız başlamış oldu.

Tercümân-ı Ahvâl gazetesiyle başlayan bu edebiyata “Tanzimat Edebiyatı” adı verilmiştir. Tanzimat Dönemi Edebiyatı; hazırlık, birinci ve ikinci dönemler olmak üzere üç dönemde incelenebilir:

1. TANZİMAT EDEBİYATI HAZIRLIK DÖNEMİ (1839 – 1860):

Bu dönem Batı edebiyatı ile Türk aydınının çe­viriler yoluyla ilk kez yüz yüze geldiği dönemdir. Şinasi, Fransızcadan manzum olarak Türkçeye çevirdiği bazı şiirleri, asıllarıyla birlikte “Tercüme-i Manzume” adlı eserinde toplamıştır. Yusuf Kamil Paşa, Fenelon’dan “Telemak” adlı romanı çevirmiştir. Böylece edebiyatımıza çeviri yoluyla ilk roman kazandırılmıştır (1859).

İlk gazeteler de bu dönemde çıkarılmıştır. İlk resmi Türkçe gazete olan Takvim-i Vakayi (1831), yarı resmi Türkçe gazete olan Ceride-i Havadis (1840) bu dönemin ürünleridir.
İlk yerli tiyatro eseri olan “Şair Evlenmesi” bu dönemde Şinasi tarafından 1859’da yazılmıştır.

2. TANZİMAT EDEBİYATI BİRİNCİ DÖNEM GENEL ÖZELLİKLERİ

  • Bu dönem, İlk özel gazete Tercümân-ı Ahvâl ile başlar.
  • Bu dönemde Türk edebiyatına yön veren önemli sanatçılar yetişmiştir. Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet
  • Vefik Paşa ve Şemsettin Sami gibi önemli sanatçılar bu dönemde yetişmiş ve Türk edebiyatına pek çok ölümsüz eser ka­zandırmışlardır.
  • “Toplum için sanat” anlayışı benimsenmiştir. Edebiyat, toplumu eğitmede bir araç olarak kullanılmıştır.
  • Toplumsal konular olan yurt, ulus, özgürlük, hak, adalet, devlet, eşitlik gibi konular ilk kez işlenmiştir.
  • Yazı dilinde konuşma dilinin kullanılması ilk kez bu dönemde amaçlanmıştır. Ancak bu alanda yeterince başarılı olunamamış, bu fikir ancak Milli Edebiyat döneminde gerçekleşmiştir.
  • Hece ölçüsünün ulusal nazım ölçüsü olduğu görüşünde fikir birliğine ulaşılmış; ancak aruz ölçüsü bir türlü terk edilememiştir. Hece ölçüsü amaçlansa da daha çok aruz ölçüsüyle şiirler yazılmıştır.
  • Makale, anı, eleştiri, tiyatro, hikâye, roman gibi yazı türleri edebiyatımıza bu dönemde, girmiştir. Bu türlerin Batılı anlamdaki ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir.
  • Divan Edebiyatı’nda önemli yer tutan söz sanatlarının süs olarak değil, gerektiği yerde kul­lanılmasına önem verilmiş, bu söz oyunları büyük ölçüde terk edilmiştir.
  • Parça güzelliği yerine bütün güzelliğine önem verilerek şiire ilk kez bağımsız adlar verilmiştir.
  • Göz için uyak anlayışı sürmüştür.
  • Batılı edebi akımlar edebiyatımıza girmeye başlar. Özellikle klasisizm ve romantizmin etkileri görülür.
    Klasisizm: Şinasi, Ahmet Vefik Paşa
    Romantizm: Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi

3. TANZİMAT EDEBİYATI İKİNCİ DÖNEM GENEL ÖZELLİKLERİ

  • İkinci dönem şairleri siyasi koşulların ağırlaşması ve devlet yönetiminin aydınlar üzerindeki yoğun baskısı sebebiyle “sanat için sanat” görüşünü benimsemişler ve eserlerini bu görüş doğrultusunda vermişlerdir.
  • Şiirin konusu bu dönemde daha da genişletilmiştir.
  • Sanatçılar, toplumu ilgilendiren konulardan uzaklaşarak aşk, sevgi, ayrılık, düş kırıklıkları, ölüm, felsefi düşünceler gibi bireysel konulara yönelmişlerdir.
  • Dilde sadeleşme düşüncesi terk edilmiş, bi­rinci dönem sanatçılarına göre daha ağır bir dil kullanılmıştır.
  • Kulak için kafiye almayışına dönülmüştür.
  • Şiirde biçim bakımından divan şiirinin etkisi kırılmıştır.
  • Recaizade Mahmut Ekrem, Abdulhak Hamit Tarhan, Samipaşazade Sezai, Nabi-zade Nazım ve Muallim Naci bu döneme damgasını vuran sanatçılardır.
  • Bu dönem sanatçılarında romantizm, realizm ve natüralizmin etkileri görülür.        www.edebiyatvedil.net

TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

  • Birinci dönem şairleri “toplum için sanat” anlayışını, ikinci dönem şairleri ise “sanat için sanat” anlayışını benimsemişlerdir. Yani birinci dönem şiiri dışa, topluma; ikinci dönem şiiri ise içe, bireye yöneliktir.
  • Divan şiirinin soyut özellikleri bırakılmış; ancak biçim özelliklerine bağlı kalınmıştır. Yani Tanzimat şiirinde yeni düşünceler eski nazım biçimleriyle verilmiştir.
  • Fransız İhtilâli ile dünyaya yayılan kanun, adalet, vatan, millet, hak, hukuk gibi kavramlar birinci dönemde şiire konu olmuştur.
  • İkinci dönemde ise yönetimin baskısını arttırmasından dolayı bireysel konular ağırlık kazanmıştır. “Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.” görüşü hâkim olmuştur.
  • Gazel, kaside, murabba, terkib-i bent, terci-i bent gibi nazım biçimlerinin yanında yeni nazım biçimleri de kullanılmaya başlanmıştır.
  • İkinci dönem şiirinde beyit birimi ve Divan Edebiyatı nazım biçimleri terk edilmeye baş­lanmıştır.
  • Birinci dönemde sadeleşme amaçlansa da dil ve anlatımda genel olarak sadelik ilkesine bağlı kalınmamıştır. Özellikle ikinci dönemde dil daha da ağırlaşmıştır.
  • Hece ölçüsüyle yazma isteğine karşın genel­likle aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Nazım birimi olarak genel anlamda beyit kul­lanılmıştır.
  • Divan şiirindeki parça güzelliği yerine bütün güzelliği benimsenmiş, anlam şiirin bütününe sindirilmiştir.
  • Divan şiirindeki göz için kafiye anlayışı yerine kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir.
  • Fransız edebiyatının etkisiyle yeni mecazlar kullanılmıştır.

TANZİMAT DÖNEMİNDE NESİR VE ÖZELLİKLERİ

  • Tanzimat nesrinde, Divan nesrinin aksine an­latım, süsten ve yapmacıklıktan giderek uzak­laşmış ve yerini düşüncenin önemine bırakmıştır.
  • Konuşmaları gösteren çizgiler ve noktalama işaretleri kullanılır. Böylece Divan nesrinde sayfalarca süren cümleler kısaltılmış, sözcük­lerin cümle içindeki işlevi önemsenmiştir.
  • Divan nesrindeki iç kafiye olan secilere pek yer verilmemiştir.
  • Basmakalıp giriş cümleleri bırakılmış, konuya doğrudan girme ilkesi önemsenmiştir.
  • Toplumu tümüyle kuşatan sosyal konular iş­lenmiş, edebiyat toplumun içine indirilmiştir.
  • Gazeteciliğin etkisiyle yeni nesir türleri olan roman, makale, hikâye, fıkra, eleştiri gibi yazılar edebiyatımızda yerini almıştır.

TANZİMAT DÖNEMİNDE HİKÂYE VE ROMANIN ÖZELLİKLERİ

  • Birinci dönem romanlarında daha çok romantizmin etkisi görülür. Romantizmin etkisiyle Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi yer yer olayın akışını keserek okura bilgi vermiş ve eserde kişiliklerini gizlememişlerdir.
  • İkinci dönem sanatçıları realizmin etkisiyle “gözlem”e önem vermişler, nedenlerle sonuçlar arasında ilgi aramışlar, olağanüstü kişi ve olaylarla aşırı tesadüflerin yerine olabilir olaylara, kişilere yönelmişlerdir.
  • Birinci dönem hikâye ve romanları teknik ve kompozisyon yönünden ilk örnek olmanın eksikliklerini taşırlar.
  • Birince dönemde yazarlar, eserlerinde kişiliklerini gizlememiş hatta okuyucuyu aydınlatmak için  yer yer olayın akışını keserek bilgi ve öğüt vermişlerdir.
  • Roman ve hikâyede aydınlara ve halka sesle­nen iki tutum kendini gösterir. Örneğin Namık Kemal aydınlara, Ahmet Mithat Efendi halka seslenir.
  • Olaylar genellikle günlük yaşamdan ya da tarihten seçilmiştir. Olayların yaşanmış ya da yaşanabilir olması önemsenmiştir.
  • Kişiler çoğu zaman tek yönlü olarak ele alınır. İyiler hep iyi, kötüler de hep kötüdür.
  • Eserler genel olarak duygusal, acıklı konular üzerine temellenir. Görücü usulü ile evlilik, cariyelik kurumu ve alafrangalık özentisi sık sık işlenen konular arasındadır.

TANZİMAT DÖNEMİNDE TİYATRO

Tanzimat Dönemi’ne gelinceye kadar Türk halkı, tiyatro türüne yabancı değildi. Halkın eğ­lence ihtiyacını karşılayan Karagöz, meddah, ortaoyunu ve özellikle kırsal bölgelerde köy seyirlik oyunları vardı. Batılı anlamda yazılı bir metne dayanan, oyuncuların bu metindeki rollerini ezberleyip olayı sahnede seyirci önünde canlandırabilecekleri ilk yerli eser Şinasi’nin “Şair Evlenmesi” adlı komedisidir.
“Tiyatro bir eğlencedir; fakat eğlencelerin en faydalısıdır.” diyen Namık Kemal bu dönemin önemli tiyatro sanatçılarındandır. Tiyatrolarını halkı eğitmek için yazan Namık Kemal, romantizmin etkisindedir. Tanzimat İkinci  Dönem tiyatro yazarlarından Abdülhak Hamit Tarhan bu dönemde en çok tiyatro eseri veren sanatçılarımızdandır. Çok farklı bir milli tiyatro anlayışına sahip olan yazar tiyatro anlayışını “Asıl milli tiyatro seyircilere herkesten iyi bildikleri kendi hayatlarını değil, tanımadıkları toplulukların veya azınlıkla­rın hayatlarını, İslâm ve Osmanlı tarihinin muh­teşem olaylarını tanıtan eserlerdir.”   sözleriyle ifade eder. Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den çeviriler yaparak Tanzimat tiyatrosuna büyük hizmetler yapmıştır.
Edebiyatımızda 1846’dan sonra yerli tiyatroların faaliyete geçtikleri görülmektedir. İlk ciddi tiyatro 1867’de kurulan Osmanlı Tiyatrosu’dur.

Tanzimat Dönemi tiyatrosunun özellikleri:

  • Tanzimat’a kadar geleneksel halk tiyatrosu (Karagöz, meddah, ortaoyunu ve köy seyirlik oyunları) dışında ürün verilmemiştir.
  • Batılı anlamda tiyatronun gelişimi Tanzimat’la başlar. Şinasi’nin 1859’da yazdığı Şair Evlenmesi Batılı tiyatronun ilk örneğini oluşturur.
  • Tanzimat tiyatrosunda çoğunlukla aile, gelenek, görenek, vatan sevgisi konulan işlenmiştir.
  • Tanzimat tiyatro yazarları halkı eğitme amacı gütmüşlerdir.
  • Komedilerde klasisizmin, dramlarda ise romantizmin etkileri görülür.
  • Tiyatro, doğrudan halka seslenen ve konuş­maya dayanan bir tür olduğu için yapıtlar genellikle konuşma diliyle yazılmıştır. Tiyatroda dil, diğer türlere oranla daha sade ve konuşma diline yakındır.
  • Tanzimat Edebiyatı’nda şiirden sonra tiyatro önemli bir yere sahiptir.
  • İkinci dönem Tanzimat Edebiyatı yazarlarından Abdülhak Hamit Tarhan eserlerini okunmak için yazdığını söyler. Esderleri sahne tekniğine uygun değildir.

TANZİMAT EDEBİYATINDA GAZETECİLİK

Tanzimat Edebiyatı sanatçılarının çoğu gazete çıkarma işiyle de uğraşmıştır. Edebiyat çalışmalarıyla gazeteciliği yan yana yürütmüşlerdir. Edebiyat dergileri,  basın hayatımızda daha sonraki dönemlerde ortaya çıktığı için edebiyat konulu yazılar, bu dönemde çıkarılan gazetelerde ya­yımlanmıştır. Bu dönemde çıkarılan başlıca gazeteler şunlardır:

Takvim-i Vakâyi: 1831 yılında Saray’ın çıkar­dığı ilk resmi Türkçe gazetedir.
Ceride-i Havadis: 1840’ta İngilizlerle ortak çıkarılan yarı resmi gazetedir.
Tercüman-ı Ahval: 1860’ta Agâh Efendi ile Şinasi’nin birlikte çıkardıkları ilk özel Türkçe gazetedir. Tanzimat Edebiyatı bu gazete ile başlamıştır.
Tasvir-i Efkâr: 1862’de Şinasi’nin tek başına çıkardığı gazetedir. Aynı gazeteyi 1865’ten sonra iki yıi Namık Kemal çıkarır.
Âyine-i Vatan: Ayine-i Vatan,Eğribozlu Mehmed Arif Bey’in gazetesi 1866’da çıkmıştır.İlk resimli gazetedir. Kapatıldıktan sonra İstanbul adıyla yeniden çıkmıştı
Muhbir: 1866 yılında Ali Suâvi çıkarır. Avrupa’ya gittikten sonra bu gazeteyi Avrupa’da çıkarmaya devam eder.
Terakki Gazetesi: Terakki, 1868’de Ali Râşid ve Filip Efendi’lerin çıkarttığı gazetenin bir hususiyeti haftada bir kadınlara mahsus bir gazete çıkarmasıdır. Yine haftalık mizah nüshası da vardır.
Mümeyyiz Gazetesi: 1869’da çıkan gazetenin sahibi Sıtkı Efendi’dir. En önemli özelliği çocuklara ait bir nüshasının olmasıdır.
Hürriyet: 1869’da Londra’da Ziya Paşa ve Namık Kemal birlikte çıkarmışlardır. Daha sonra Ziya Paşa Cenevre’de tek başına çıkarmaya devam eder.
İbret: Avrupa’dan dönen Namık Kemal, 1871’de çıkarır.
Musavver Gazetesi: 1872’de çıktı. En önemli özelliği tercümelere yer vermesi ve fotoğraflı olarak yayımlanan ilk gazete olmasıdır.
Devir: 1872’de Ahmet Mithat Efendi çıkarır.
Bedir: 1872’de Ahmet Mithat Efendi çıkarır.
Mizan Gazetesi : 21 Ağustos 1886’da haftalık olarak çıkarılmıştır. Bu gazeteyi Mizancı Murat adıyla anılan Murat bey çıkarmıştır.
Tercümân-ı Hakîkat: 1878’de Ahmet Mithat Efendi çıkarır.
İkdam Gazetesi: 1894’teAhmet Cevdet tarafından çıkarılmıştır.

TANZİMAT EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ

Tanzimat döneminden önceki edebiyatımızda Batılı anlamda eleştiri yoktu. Bu alandaki eserler Tanzimat Edebiyatı’yla verilmeye başlanmıştır. 1860’tan sonra edebiyatımızı modernleştirmeyi amaçlayan sanatçılar, eski edebiyatı yıkmaya ve yerine yeni bir edebiyat kurmaya çalışmışlardır. Eleştiriler de bu yönde yoğunlaşır. Böylece bu türün öncülüğünü Ziya Paşa ve Namık Kemal yapar.

Ziya Paşa, Hürriyet gazetesinde çıkan “Şiir ve İnşa” (1868) makalesinde Divan şiirini eleştirir. Bu şiirin ulusallıktan uzak, yapay bir edebiyat oldu­ğunu belirtir. Ona göre gerçek edebiyat Halk Edebiyatadır. Halk Edebiyatı’na aydınlar ilgi göstermediği için bu edebiyat gelişmemiştir. Ne var ki, Ziya Paşa daha sonra bu düşüncesini tam tersi yönde değiştirir. 1874’te yayımladığı Harâbât (İlk antoloji) Mukaddimesi’nde bu görüşlerin tersini savunur. Divan şiirini över, halk şairlerini ve şiirlerini aşağılar, alaya alır. Halk şairlerinin şiirlerini eşek anırmasına benzetir. Bu çelişkilerden dolayı Namık Kemal “Tahrîb-i Harâbât” ve “Tâkip” adlı yapıtlarında Ziya Paşa’yı sert bir şekilde eleştirir.

Namık Kemal ise Divan Edebiyatı’na daha ka­rarlı ve sistemli saldırır. 1866’da Tasvir-i Efkâr’da yayımlanan “Lisân-ı Osmânî’nin Edebiyâtı Hak­kında Bazı Mülâhazâtı Şâmildir” adlı yazısında Divan Edebiyatı’nı eleştirir.
Tanzimat Dönemi’nde eleştiri yazıları Recâizâde Mahmut Ekrem’in “Tâlim-i Edebiyat” adlı eserinin çıkışından sonra yaygınlaşır. Recâizâde Mahmut Ekrem’le Muallim Nâci arasında tartışma­lar olur. Recâizâde Mahmut Ekrem “Zemzeme” adlı eserinin önsözünde ve “Takdir-i Elhan” da Muallim Nâci’nin düşüncelerini eleştirir, eski edebiyata karşı çıkar. Muallim Nâci de bu eleştirileri karşılıksız bırakmaz. Eleştirilerini “Demdeme” adlı bir kitabında toplar.

Tanzimat Dönemi eleştirisinin temelini “eski -yeni” mücadelesi oluşturur. Eleştiri türündeki eserler, Servet-i Fünûn Dönemi’nde daha modern bir çizgiye ulaşır.

TANZİMAT EDEBİYATINDA MİZAH VE YERGİ

Tanzimat sanatçıları gerçek anlamda mizah ve yergilerin örneklerini de verirler. Ziya Paşa’nın “Zafer-nâme” adlı eseri yergi türünün başarılı bir örneğidir.
İlk Türk mizah dergisi olan “Diyojen” bu dönemde çıkarılır. Dergiyi Teodor Kasap ve arkadaşları çıkarırlar (1869).

Tanzimat Dönemi edebiyatımızdaki ilkler için buraya tıklayınız.

 

TANZİMAT DÖNEMİ SANATÇILARI

ZİYA PAŞA (1825-1880)

  • Düşünceleriyle yenilikçi ama yapıtları ve yaşantısıyla eskiye bağlı bir sanatçı olan Ziya Paşa’daki tezat ve ikilik hem yaşantısına hem de yapıtlarına yansımıştır.
  • Sade bir dili savunmasına rağmen Arapça, Farsça tamlamalarla yüklü bir dil kullanmıştır
  • İlk edebiyat tarihi taslağı sayılan “Harâbât” eserini yazmıştır.
  • Halk şiirinin ve dilinin gerçek edebiyatımız olduğunu belirten “Şiir ve İnşa” adlı makalesini yazmasına rağmen kendisi böyle davranmamıştır.
  • Biçimce eski içerikçe yeni olmaya gayret göstermiştir.
  • Terkîb-i bent, terci-i bent’leri meşhurdur.
  • Birçok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılmıştır.
  • Hece ölçüsüyle yazdığı birkaç türküsü dışında bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.

ESERLERİ:

HİCİV:
Zafernâme

RÖPORTAJ – MÜLAKAT:
Rüyâ

MEKTUP:
Veraset Mektupları

ŞİİR:
Eş’ar-ı Ziyâ

MAKALE:
Şiir ve İnşâ

ANI:
Defter-i Âmal

TERCÜMELERİ:
Viardot’tan Endülüs Tarihî‘ni, Cheruel ile Lavallee’den Engizisyon Tarihî‘ni, J.J. Rousseau’dan Emil‘i, Moliere’den Tartuffe‘ü tercüme etmiştir.

NÂMIK KEMAL (1840-1888)

  • Tanzimat Edebiyatının en coşkulu şairi olan Namık Kemal, Türk edebiyatında vatan şairi olarak bilinir.
  • Hürriyet kavramını şiirde ilk kez kullanan şairdir.
  • Divan edebiyatı nazım biçimlerini kullanmıştır. Gazel, kaside, murabba gibi eski nazım biçimleriyle yeni kavram ve konuları
  • işlemiştir. Şinasi’yle tanıştıktan sonra divan şiirinden uzaklaşarak Batı şiiri çizgisine yaklaşmıştır.
  • Toplumcu bir sanat çizgisindedir. “Kanun, vatan, hürriyet, adalet, hak, hukuk” gibi konuları işlemiştir.
  • Tiyatroları oldukça ses getirmiştir. Tiyatroyu bir eğlence ve halkı bilinçlendirme aracı olarak görmüştür. Tiyatrolarının tümü dramdır.
  • Romantizmin etkisindedir.
  • Gazetecilik yönü de vardır, Ziya Paşa ile birlikte Hürriyet gazetesini çıkarmıştır.

ESERLERİ:

OYUN:
Vatan Yahut Silistre (1873, yeni harflerle 1940)
Zavallı Çocuk (1873, yeni harflerle 1940)
Akif Bey (1874, yeni harflerle 1958)
Celaleddin Harzemşah (1885, yeni harflerle 1977)
Kara Bela (1908)

ROMAN:
İntibah (1876, yeni harflerle 1944)
Cezmi (1880, yeni harflerle 1963)

ELEŞTİRİ:
Tahrîb-i Harâbât (1885)
Tâkip (1885)
Renan Müdafaanamesi (1908, yeni harflerle 1962)
İrfan Paşa’ya Mektup (1887)
Mukaddeme-i Celal (1888)

TARİHÎ KİTAPLAR:
Devr-i İstila (1871)
Barika-i Zafer (1872)
Evrak-ı Perişan (1872, yeni harflerle 1973)
Kanije (1874)
Silistre Muhasarası (1874, yeni harflerle 1946)
Osmanlı Tarihi (1889, ölümünden sonra, yeni harflerle 3 cilt, 1971-1974)
Büyük İslam Tarihi, (1975, ölümünden sonra)

ŞİNÂSİ (1826-1871)

  • Asıl adı İbrahim’dir.
  • Âgâh Efendi ile birlikte 1860’ta ilk özel gazete olan Tercümân-ı Ahvâl’i çıkarmıştır. Türk basın tarihinin ilk başyazarı sayılır.
  • Edebiyatımıza birçok yeniliğin yerleşmesini sağlamıştır.
  • İlklerin yazarıdır: İlk tiyatro, ilk şiir çevirisi, Batılı anlamda ilk fabl, ilk özel gazete, ilk makale, ilk noktalama işaretini kullanan kişidir.
  • Halk için sanat görüşünü benimsemiştir.
  • Genellikle “didaktik” şiirler yazmıştır. Şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.
  • 1862’de tek başına Tasvir-i Efkâr adlı gazeteyi çıkarmıştır.

ESERLERİ:

Tercüme-i Manzume
Şair Evlenmesi
Müntehabat-ı Eşhar (1862, Divan-ı Şinasi adıyla da bilinir, şiirlerinden seçmeler)
Durûb-u Emsâl-i Osmâniye (1863, atasözleri derlemesi)
Müntahabât-ı Tasvir-i Efkar (1863, 1885. Ebüzziya Tevfik tarafından düzenlenen seçme makaleler)

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844-1912)

  • “Halk için roman” çığırını edebiyatımızda açan sanatçımızdır.
  • Halkın anlayacağı bir dilde ve onları ilgilendiren konularda eserler vermiştir.
  • İlk hikâye örneklerimizden biri sayılan :”Letaif-i Rivayat”ı  yazmıştır.
  • Romantizmden etkilenmiştir.
  • En üretken yazarımız odur. Eserleriyle halk için “Hâce-i Evvel” olmuştur. Roman, makale, öykü, anı, tiyatro, gezi, tarih, hukuk, felsefe, coğrafya, ziraat, iktisat gibi birçok alanda eser vermiştir. “Yazı makinesi” olarak da bilinir. 36’sı roman olmak üzere 200’e yakın eseri vardır.
  • Romanları teknik açıdan kusurludur. Olayın akışını kesip araya girerek bilgi verir; gereksiz açıklamalar yapar. Tarih, polisiye, macera, aşk, yanlış Batılılaşma ve cariyelik gibi birçok konuda roman yazmıştır. Romanların isimleri bile konuları hakkında bilgi vermiştir.
  • Gazetecilik yönü de vardır. Tercüman-ı Hakikat, Bedir, Devir gazetelerini çıkarmıştır. Dağarcık ve Kırkambar adlı dergileri de çıkarmıştır.

ESERLERİ:

ROMAN-ÖYKÜ:
Kıssadan Hisse (öykü, 1869)
Esaret (1870)
Hasan Mellah (1873)
Hüseyin Fellah (1873)
Dünyaya İkinci Geliş yahut İstanbul’da Neler Olmuş (1873)
Yeryüzünde Bir Melek (1875)
Felatun Bey’le Rakım Efendi (1875)
Karı Koca Masalı (1875)
Paris’de Bir Türk (1876)
Süleyman Musuli (1877)
Karnaval (1881)
Vah (1882)
Dürdane Hanım (1882)
Acaib-i Alem (fenni roman, 1882)
Cellad (1884)
Letaif-i Rivayat (25 kitaplık öykü dizisi, 1887)
Haydut Montari (1888)
Demir Bey yahut İnkişaf-ı Esrar (1888)
Gürcü Kızı yahit İntikam (1889)
Diplomalı Kız (1890)
Müşahedat (romanın romanı, 1891)
Hayal ve Hakikat (1892)
Taaffüf (Fatma Aliye ile, 1895)
Gönüllü (1896)
Amerika Doktorları (fenni roman, 1898)
Jön Türk (1910)

OYUNLAR:
Eyvah (oyun, 1871)
Açık Baş (oyun, 1874)
Ahz-ı Sar yahut Avrupa’nın Eski Medeniyeti (1874)
Zuhur-ı Osmaniyan (1877)
Çengi (1877)
Çerkeş Özdenler (1884)
Fürs-i Kadim’de Bir Facia yahut Siyavuş (oyun, 1884)

DİL KİTAPLARI:
Durub-ı Emsal-i Osmaniye Hekimiyatının Ahvalini Tasvif (1871)

TARİH:
Kainat (15 kitap, 1871-1881)
Üss-i İnkilab (2 cilt, tarih 1877-1878)
Tarih-i Umumi (2 cilt, 1878-1879)
Mufassal Tarih-i Kurun-ı Cedide (3 cilt, 1886-1888)
Tedris-i Tarih-i Edyan (1913)
Tedris-i Tarih-i Umumi (1913)

MAKALE-MEKTUP:
Menfâ (1877)
Zübdet-ül Hakayık (anı-belge, 1878)
Ekonomi-Politik (1879)
Müntehabat-ı Tercüman-ı Hakikat (3 cilt, 1883)
Arnavudlar ve Solyotlar (1888)
Müntehebat-ı Ahmed Mithad (3 cilt, 1889)
Halla-ü Ukad (mektuplar, 1890)

RUHBİLİM:
Nevm ve Hâlât-ı Nevm (1881)
İlhamat ve Tagligat (1885)

ŞEMSETTİN SAMİ (1850-1904)

  • Devrinin en büyük dil bilgini sayılmıştır. Dil, sözlük, ansiklopedi ve çeviri alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınmıştır.
  • Türk edebiyatında ilk yerli roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yazmıştır. 1872’de yazılan bu roman edebiyatımızda türünün ilk örneği olmasının ötesinde edebiyat değeri taşımaz.
  • Dilci olarak üne kavuşan yazar, romanı ve tiyatrolarıyla bu türlerin gelişmesine katkıda bulunmasına rağmen, Türk edebiyatında tiyatro ve roman yazarı olarak tanınmaz.
  • Türk dilinin sadeleşmesi yolunda önemli çabaları olan yazarın, dilin nasıl sadeleştirilebileceği konusundaki düşünceleri kendisinden sonrakiler tarafından örnek alınmıştır.
  • Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig üzerinde çalışmalar yapmıştır. Bu eserleri Türkiye Türkçesine çevirmiştir.
  • Sabah ve Tercüman-ı Şark adlı gazeteleri çıkarmıştır. Ayrıca Aile ve Hafta dergilerini çıkarmıştır.
  • Robinson Crusoe ve Sefiller adlı çevirileriyle roman türünün ünlü örneklerini tanıtmıştır.

ESERLERİ:

ROMAN:
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872)

OYUN:
Besa yahut Ahde Vefa (1875)
Gâve (1876)

DİL KİTAPLARI:
Kamus-ı Türki (2 cilt, 1899-1900, tıpkıbasımları 1978, 1989)
Kamus-ı Fransevi (1882-1905, Fransızca’dan Türkçe’ye sözlük)
Kamus-ı Fransevi (1885, Türkçe’den, Fransızca’ya sözlük)
Küçük Kamus-ı Fransevi (1886, Fransızca’dan Türkçe’ye sözlük)
Usul-i Tenkit ve Tertib (1886)
Nev’usul Sarf-ı Türki ((1891)
Kamus’ül Âlam (6 cilt, 1889-1898, tarih ve coğrafya ansiklopedisi)
Ayrıca “Cep Kitapları” adıyla çeşitli konularda küçük öğrenci kitapları yayınlamıştır.

AHMET VEFİK PAŞA(1823-1891)

  • Tanzimat Edebiyatının her iki döneminde de yer alan sanatçımız sanat anlayışı bakımından birinci döneme daha yakındır
  • Tiyatroya büyük önem vermiştir. Türk tiyatrosunun en büyük kilometre taşlarından biri sayılır. Bursa valiliği sırasında ilk Türk tiyatro binasını kurmuştur. Memurlarını tiyatroya gitmeye mecbur kılmıştır.
  • Halkın tiyatroyu sevmesi için özellikle Moliere’den çeviriler yapmıştır.
  • Dil ve tarih alanlarında da çalışmaları vardır. Lehçe-i Osmânî’de Türkçe sözcüklerle dilimizde kullanılan yabancı sözcükleri ayrı ayrı toplamıştır.
  • Türkçülük akımının hazırlayıcısı ve öncülerindendir. Osmanlının Türk milletinin bir parçası olduğunu ilk defa Ahmet Vefik Paşa vurgulamıştır.
  • Klasisizm akımından etkilenmiştir.

ESERLERİ:

SÖZLÜK:
Lehçe-i Osmanî (Sözlük çalışmasıdır. Bu eserde “Türk” kavramı üzerinde durmuştur.)

TARİH:
Şecere-i Türk (Ebulgazi Bahadır Han’dan çevirdiği eseridir. Orta Asya tarihini anlatır.)
Fezleke-i Tarih-i Osmanî, Hikmet-i Tarih

TİYATRO:
Don Civani, Dudu Kuşları, Adamcıl, Azarya, Merakî, Yorgaki Dandini, Zor Nikâh, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Tartüffe, Zoraki Tabip  (Moliere’in 16 eserini tercüme etmiştir.)

RECÂİZÂDE MAHMUT EKREM (1847-1914)

  • Tanzimat ikinci dönemini başlatan sanatçıdır. Döneminde üstat olarak tanınır.Tevfik Fikret’in akıl hocasıdır.
  • Muallim Naci ile uzun yıllar süren “eski-yeni” kavgasında yeniyi savunmuştur. Muallim Naci’nin göz için uyak anlayışına karşı kulak için uyak anlayışını benimsemiştir.
  • Bütün yapıtlarında sanat için sanat anlayışını benimsemiştir.
  • “Şiirin tek gayesi güzelliktir. Şiirin gayesi olan güzellik tabiat ve insandadır. Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.” görüşü dönemine damgasını vurmuştur.
  • Muallim Naci’nin Demdeme’sine karşılık Zemzeme adlı kitabı yazmıştır.
  • Oğlu Nijat Ekrem’in ve diğer iki çocuğunun ölümü onu bireysel ve hüzünlü eserler vermeye zorlamıştır
  • Roman ve öykülerinde realizm akımının etkisinde kalmıştır.

ESERLERİ:

ŞİİR:
Nağme-i Seher (1871)
Yadigâr-ı Şebâb (1873)
Zemzeme (3 cilt, 1883-1885)
Tefekkür (düzyazı ile karışık, 1888)
Pejmürde (düzyazı ile karışık, 1893)
Nijad Ekrem (2 cilt, anılarla birlikte, 1900-1910)
Nefrin (1914)

ROMAN:
Araba Sevdası (1896-1963)

ÖYKÜ:
Saime (1888)
Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1890)
Şemsa (1895)

OYUN:
Afife Anjelik (1870)
Atala Yahut Amerikan Vahşileri (1873)
Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç (1874)
Çok Bilen Çok Yanılır (1916)

DÜZYAZI:
Talim-i Edebiyat (1872)
Takdir-i Elhan (1886)
Kudemaden Birkaç Şair (1888)
Takrizat (1896)

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN  (1852-1937)

  • Türk edebiyatında “Şair-i Azam” (büyük şair) olarak tanınır. Kendisine bu lakabı Süleyman Nazif takmıştır.
  • Şiir ve tiyatro türlerinde eserler vermiştir. Tanzimat şiirinde Batılılaşma hareketinin ve yeniliklerin asıl öncüsüdür. Şiirde yaptığı yeniliklerle Servet-i Fünun şairleri üzerinde etkili olmuştur.
  • Şiirin kurallarını değiştirmiştir. Hem Doğu’ya hem de Fransız şiirine ait biçimleri ustaca kullanmıştır. Hiçbir kurala bağlı olmayan şiirleri de vardır.
  • Edebiyatımızın en bireysel şairlerindendir.
  • Gözlem ve izlenimleriyle şiir yazmıştır.
  • Düşünen adamdan çok yapan adam özelliği taşımaktadır.
  • Tiyatro eserlerini sahnelemek için değil, okunmak için yazmıştır. Bu nedenle bu eserleri sahne tekniğine uygun değildir.
  • İlk eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı ağıt niteliğindeki Makber  adlı uzun şiiri, Türk şiirinde metafizik düşünmenin başlangıcı sayılır.
  • Romantizmin etkisinde, metafizik konuları, ölüm, aşk gibi temalar içeren eserler vermiştir.

ESERLERİ:

ŞİİR:
Sahra (1879)
Ölü (1886)
Hacle (1886)
Bir Sefilenin Hasbihali (1886)
Bâlâ’dan Bir Ses (1911)
Validem (1913)
İlham-ı Vatan (1918)
Tayflar Geçidi (1919)
Ruhlar (1922)
Garâm (1923)

OYUN:
İçli Kız (1874)
Sabr ü Sebat (1875)
Duhter-i Hindu (1875)
Nazife yahut Feda-yı Hamiyet (1876, 1919)
Tarık yahut Endülüs Fethi (1879, 1970)
Eşber (1880, 1945)
Zeynep (1908)
Macera-yı Aşk (1910)
İlhan (1913)
Tarhan (1916)
Finten (1918, 1964)
İbn Musa (1919, 1928)
Yadigar-ı Harb (1919)
Hakan (1935)

SAMİPAŞAZADE SEZAİ  (1860-1936)

  • Roman ve öykülerinde realizm akımının etkisindedir. Türk romanını realizme yönelten kişidir.
  • Öykülerindeki teknik, romanlarındaki teknikten güçlüdür. Küçük, şaşırtıcı, önemsiz konu ve olayları, ruh çözümlemeleriyle, doğal ve günlük konuşma diliyle işler.
  • Eserlerinde gözleme önem vermiştir.
  • Betimlemelerde ağır bir dil kullanmıştır. Konuşma bölümlerinde sade ve doğal bir dil kullanmıştır.
  • Sanat için sanat anlayışını benimsemiştir.
  • Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk öykü (Küçük Şeyler) örneklerini yazmıştır.

ESERLERİ:

ROMAN:
Sergüzeşt (1889)

ÖYKÜ:
Küçük Şeyler (1892)

OYUN:
Şir (arslan, 1879)

SOHBET-ELEŞTİRİ-ANI:
Rumuzu’l- Edeb (1900)
İclal (1923)

NABİZADE NAZIM (1862-1893)

  • Edebiyata şiirle başlayan sanatçı, roman ve öyküleriyle tanınır.
  • Natüralizm ve realizmden etkilenen sanatçı, bu anlayışta başarılı denilebilecek eserler vermiştir.
  • İlk psikolojik roman denemesi sayılan: Zehra’yı yazmıştır.
  • Roman ve hikâyenin konularını İstanbul dışına çıkarmış, ilk kez köy yaşamını ve insanını konu edinmiştir. İlk köy romanımız kabul edilen: Karabibik’i yazmıştır.

ESERLERİ:

ROMAN:
Karabibik(roman, uzun öykü,1891)
Zehra (1896)

ÖYKÜ:
Seyyie-i Tesamüh(-hoşgörünün kötülüğü-uzun öykü,1892)
Haspa (1891)
Sevda(1891)
Yadigarlarım (anı-öykü,1886)
Zavallı Kız (1890)
Bir Hatıra (1890)
Hala Güzel (1891)

ŞİİR:
Heves Ettim Heves Ettim(şiir,1885);
Minimini-yahut-Yine Heves(şiir,1886);
Mini Mini Mektepli(okuma ve yazma parçaları,1891)

MİTOLOJİ – BİLİM
Esatir(mitoloji,1892)
Aynalar(fizik kitabı,1892)

MUALLİM NACİ (1850-1893)

  • Tanzimatçılarla aynı dönemde yaşamasına rağmen sanat anlayışı bakımından onlardan ayrılır.
  • Türk edebiyatında eski-yeni tartışmasında eski edebiyat taraftarlarının öncüsü olmuştur. Gelenekçi şiir anlayışının temsilcisidir.
  • Recaizade Mahmut Ekrem’le girdiği kafiye tartışmasıyla tanınır. Ekrem’in “kulak için kafiye” anlayışına karşı “göz için uyak” anlayışını benimsemiştir. Bu tartışmaya “abes-muktebes” tartışması da denmiştir.
  • Muallim Naci eski-yeni tartışmalarında “Demdeme” başlıklı yazılarında Recaizade Mahmut Ekrem’in “Zemzeme”lerine karşılık görüşler ileri sürer.
  • Eski şiirin temsilcisi olarak tanınmasına rağmen Batılı şiir tarzında başarılı örnekler yazmıştır.
  • Dili ağırdır; ancak başarılıdır.

ESERLERİ:

ŞİİR:
Terkib-i Bend-i Muallim Naci
Ateşpare (1883)
Şerâre (1884)
Fürûzan (1885)
Sümbüle (1889)
Yadigâr-ı Naci

ELEŞTİRİ:
Muallim (1886)
Demdeme (1886)

ANI:
Medrese Hatıraları (1885)
Ömer’in Çocukluğu (1890-1969)

SÖZLÜK:
Lügat-ı Naci (1891-1978)

ARAŞTIRMA:
Osmanlı Şairleri (1890-1986)
İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984)
Esâmi (1890)

MEKTUP:
Muhaberat ve Muhaverat (1884)
Şöyle Böyle (1884)
Mektuplarım (1886)

OYUN:
Heder (ölümünden sonra, 1908)

DİREKTÖR ALİ BEY  (1844-1899)

  • Tiyatro alanındaki çalışmalarıyla ve özellikle Ayyar Hamza adlı uyarlamasıyla tanınır.

ESERLERİ:

OYUN:
Kokona Yatıyor yahut Madam Uykuda (1870)
Ayyar Hamza (Moliere’den adapte -1871)
Misafir-i İstiskal (1871)
Geveze Berber (1873)
Gavo Minar ve Şürekası (tercüme oyun-1889)
Letafet (1897)

www.edebiyatvedil.net

2 Yorumlar

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here